15 Ağustos 2013 Perşembe

6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu

KAPSAM
 
30.06.2012 gün ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işverenlerin yükümlülüklerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. İşçi çalıştıran işyerlerinin içinde bulundukları tehlike sınıfına bağlı olarak alınması gereken önlemler için geçiş tarihleri belirlenmiş olup, bu kapsama sigortalı olarak kendi bünyesinde kapıcı, güvenlik görevlisi, yönetici gibi personelleri çalıştıran apartmanlar da alınmıştır.
Kanunun hükümleri gerek kamu ve gerekse özel sektör işyerlerine; faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacak olmakla birlikte ev hizmetlerinde çalışanlar, herhangi bir personel çalıştırmayıp kendi nam ve hesabına mal ve/veya hizmet üretimi yapanlar ile genel olarak askeri ve istihbarat birimleri 6331 sayılı Kanun’un içerdiği hükümlerden istisna tutulmuştur. (Md.2)
Bu kapsamda işyerleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kısa vadeli sigorta kolları prim oranı da dikkate alınmak suretiyle “az tehlikeli” , “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” olarak sınıflandırılacak, sınıflandırma yayımlanacak bir tebliğ ile belirlenecektir. (Md.9)
İşyeri için belirlenmiş olan tehlike sınıfı, aynı zamanda çalıştırılacak iş güvenliği uzmanının yetki belgesi ve Kanunun ilgili maddelerinin yürürlüğe girişi açısından da etkili olacaktır. “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri (A) sınıfı, “Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri en az (B) sınıfı, “Az Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip kişileri çalıştıracaktır/hizmet alacaktır.
İşverenler işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanını bünyelerinde istihdam edebilecekleri gibi, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (O.S.G.B.) Belgesi bulunan kuruluşlardan da hizmet alabileceklerdir. Ancak bu kişilerin istihdam edilmesi ya da bu kişilerden hizmet alınması, açıkça işverenin sorumluluğunu hiçbir şekilde azaltmamaktadır.

İŞVERENLERE GETİRİLEN YÜKÜMLÜLÜKLER
 
a) Genel Yükümlülükler (Md.4)

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu; işverenlere hem risk değerlemesi yapmak/yaptırmak, hem çalışanlara görev verirken iş sağlığı ve güvenliği yönünden uygunluğunu göz önüne almak ve hem de konu ile ilgili her türlü tedbirin ve eğitimin alınmasından; organizasyonun yapılmasına, araç-gereç sağlanmasına ve mevcut durumun iyileştirilmesine kadar çok geniş bir yelpazede sorumluluklar yüklemektedir. İşveren yalnızca bu sorumlulukları üstlenmekle kalmayıp aynı zamanda alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını denetlemek ve uygunsuzlukların giderilmesini de sağlamakla mesuldür. Kanunda açıkça belirtildiği üzere, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır. (Md.4)
Ayrıca işveren çalışanlarını işyerinde karşılaşılabilecek riskler, koruyucu tedbirler, ilk yardım, afetler, olağan dışı durumlar, yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda görevlendirilen kişilerle ilgili olarak bilgilendirmek zorundadır. (Md.16)
 
b) Risklerden Korunma (Md.5)

İşveren işin yürütümü esnasında aşağıdaki korunma politikalarına dikkat etmekle yükümlüdür.
- Risklerden kaçınmak

- Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek

- Risklerle kaynağında mücadele etmek

- İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

- Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

- Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

- Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

- Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek,

- Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

c) İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Personeli ve Koşullar Hakkındaki Yükümlülükleri (Md.6)
 
İşverenler,
- İşyeri hekimi
- İş güvenliği uzmanı
- Gerekli diğer sağlık personelini
görevlendirmek zorundadır. Bu personelleri istihdam edebilecekleri gibi bu hizmetlerin tamamını veya bir kısmını O.S.G.B.’lerden destek alarak yerine getirebilirler.
Görevlendirilen bu kişilerin görevlerini yerine getirebilmeleri amacıyla gereken zaman, mekân, araç-gerecin sağlanması; sağlık ve güvenlik hizmetlerini yerine getirenler arasında işbirliği ve koordinasyonun oluşturulması, bu kişilere iş sağlığı ve güvenliğini etkileyen veya etkilemesi muhtemel olan konularla ilgili bilgi verilmesi de işverenin sorumluluğundadır.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları; görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirilecek, bunlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından düzeltilmemesi halinde Bakanlığın yetkili birimine bilgi verecektir. (Md.8)
Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, bu hizmetlerinden yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı hizmet sundukları işverene karşı sorumludurlar.
Ancak çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınacaktır. (Md.8)
İşveren eğer tam süreli işyeri hekimi görevlendiriyor ise diğer sağlık personelini görevlendirmek zorunda değildir.

KÜÇÜK İŞLETMELERE BAKANLIK TARAFINDAN SAĞLANACAK DESTEKLER

İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için işverenin üstleneceği giderlerin; 10 kişiden az çalışanı bulunan, “Tehlikeli” ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri için S.G.K.tarafından (destek olunacak kısım ve desteğin ödenme şeklinin daha sonra tespit edileceği belirtilerek) finanse edileceği Kanunda öngörülmüş, ayrıca “Az Tehlikeli” sınıfta yer alan ve yine 10 kişiden az çalışanı bulunan işyerleri için de Bakanlar Kurulu kararıyla destek sağlanabileceği maddesine yer verilmiştir.
Destekten faydalanan işyerlerinde çalıştırdığı kişilerden sigortaya bildirmediği bulunanların tespit edildiği işverenlerden verilen destekler yasal faizi ile birlikte geri alınacak ve bu işverenler destekten üç yıl süre ile yararlanamayacaktır. (Md.7)

RİSK DEĞERLENDİRMESİ, KONTROL, ÖLÇÜM ve ARAŞTIRMA

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirme yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Bu değerlendirme yapılırken;
- Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu,

- Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi,

- İşyerinin tertip ve düzeni dikkate alınır.
Bu değerlendirme ile koruyucu ekipman ve donanımlar da belirlenmeli, uygulanacak tedbirler işyerinin her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.(Md.10)

İŞ KAZASI ve MESLEK HASTALIKLARININ BİLDİRİMİ

İşveren, iş kazası ve meslek hastalıklarının kaydını tutarak bunlara ait raporları düzenlemek zorundadır. Ayrıca yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyerinin ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya yol açma potansiyeli bulunan olayları da inceleyerek bunlarla ilgili raporları da düzenlemelidir.
İş kazalarının kazadan sonraki üç işgünü içerisinde, meslek hastalıklarının ise işverene bildirildiği tarihten itibaren yine üç işgünü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi zorunludur.

SAĞLIK GÖZETİMİ ve ÇALIŞANLARIN SAĞLIK MUAYENESİ

İşveren, aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerini yaptırmak zorundadır.
- İşe girişlerde,
- İş değişikliklerinde,

- İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde çalışanın talep etmesi halinde

- İşyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen aralıklarda.
Ayrıca “Tehlikeli” ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işletmelerde çalışacak olan kişilerin, yapacakları işe uygun olduklarını gösteren sağlık raporları olmadan işe başlatılmaları yasaktır. İşveren, yapmış oldukları tüm bu sağlık ve güvenlik harcamalarından hiçbirini çalışana yansıtamaz. (Md.15)

İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİ

İşveren, çalışanlarına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldırmak zorundadır. Eğitimler işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliklerinde, iş ekipmanları değiştiğinde veya yeni bir teknoloji uygulandığında verilir. Eğitimler sadece gerektiğinde değil, düzenli aralıklarla da tekrarlanır.
Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamayacağı gibi “Çalışan Temsilcisi” olarak kişi ya da kişiler olarak eğitilir. Bunun yanında iş kazası veya meslek hastalığı geçiren kişilere işe başlamadan önce bu konularla ilgili ilave eğitim verilmesi, ayrıca herhangi bir sebeple altı aydan uzun süre işten uzak kalanlara da yenileme eğitimi verilmesi zorunludur.
Bu eğitimlerin maliyeti çalışana yansıtılamayacağı gibi, eğitimde geçen süreler çalışma süresinden sayılır. Eğitim süresi işçinin normal çalışma süresini aşıyorsa bu durumda kalan kısım fazla çalışma olarak değerlendirilir.
 
ÇALIŞAN TEMSİLCİSİ

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun getirdiği en önemli yeniliklerden biri, işyerlerinde “Çalışan Temsilcisi” seçilmesi veya (seçimle belirlenemediği durumda) işveren tarafından atanmasıdır.
- 2 – 50 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde bir,

- 51 – 100 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde iki,

- 101 – 500 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde üç,

- 501 – 1000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde dört,

- 1001 – 2000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde beş,

- 2001 ve üzerinde çalışanı bulunan işyerlerinde altı
Çalışan temsilcisi belirlenmek zorundadır. Birden fazla çalışan temsilcisinin olduğu hallerde, temsilcilerin arasında yapılacak bir seçimle bir “Baş Temsilci” belirlenir.
Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için işverene öneride bulunma ve gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir. Çalışan temsilcilerinin veya destek elemanlarının hakları kısıtlanamaz ve görevlerini yerine getirebilmeleri için gereken imkanlar işveren tarafından kendilerine sağlanmak zorundadır. (Md.20) Çalışan temsilcisi, görevini destek elemanı ile birlikte yürütür.
Destek elemanı; Kanunda “asli görevinin yanında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilkyardım ve benzeri konularda özel olarak görevlendirilmiş uygun donanım ve yeterli eğitime sahip kişi” olarak tarif edilmektedir. (Md.3)
İşyerinde sendika bulunması halinde, sendika temsilcisi çalışan temsilcisi olarak da görev yapar.
 

İşveren, görüş alma ve katılımın sağlanması konusunda çalışanlara, iki veya daha fazla çalışan temsilcisinin bulunduğu işyerlerinde de sendika ya da çalışan temsilcisine iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda görüşlerini alarak teklif getirme hakkı tanır ve bu konulardaki görüşmelerde yer almalarını, katılımlarını sağlar. Bunun yanında yeni teknolojilerin uygulanması, seçilecek iş ekipmanı, çalışma ortamı ve şartlarının çalışanların sağlık ve güvenliğine etkisi konularında görüşlerini alır. (Md.18)
İşveren ayrıca çalışan temsilcileri ve destek elemanlarının aşağıdaki konularda önceden görüşlerinin alınmasını sağlamalıdır.
- İşyerinden görevlendirilecek veya dışarıdan hizmet alınacak işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer personel ile ilk yardım, yangınla mücadele ve tahliye konuları
- Risk değerlendirmesi yapılarak alınması gereken koruyucu ve önleyici tedbirlerin, kullanılması gereken koruyucu donanım ve ekipmanın belirlenmesi

- Sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve koruyucu hizmetlerin yürütülmesi

- Çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitimlerinin planlanması

ELLİ ve DAHA FAZLA ÇALIŞANI BULUNAN İŞYERLERİ

Elli ve daha fazla çalışanı bulunan ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere bir kurul oluşturmak zorundadır. İşveren bu kurulun kararlarını uygular. (Md.22)

ASIL İŞVEREN – ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ BULUNAN HALLER

Kanun koyucu, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu halleri özel olarak düzenlemiş, bir nev’i asıl işveren ve alt işvereni bir tek işyeri gibi değerlendirerek iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturma sınırı olan elli kişilik çalışan sayısını bu iki işverenin toplamı üzerinden belirlemiştir. (Md.22) Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
a) Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda işbirliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanacaktır.
b) Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren koordinasyonu sağlamak üzere vekaleten yetkili bir temsilci atayacaktır.
c) Asıl işverenin işyerinde kurul oluşturması gerekmiyorsa, bu durumda asıl işveren alt işverenin oluşturduğu kurula vekaleten yetkili bir temsilci atayacaktır.
d) Kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren ve asıl işverenin çalışan sayılarının toplamı elliden fazla ise, bu durumda koordinasyonu asıl işverenin yapması kaydıyla asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturulur.
e) Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması halinde ise işverenler birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirmek zorundadır.

İŞ MERKEZLERİ, İŞ HANLARI, SANAYİ BÖLGELERİ VB.YERLER


Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, İşhanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde iş sağlığı ve güvenliği konusundaki koordinasyon yönetim tarafından sağlanır. Yönetim, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden diğer işyerlerini etkileyebilecek tehlikeler hususunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyarır; uymayanları ise Bakanlığa bildirir. (Md.23)
 
İŞİN DURDURULMASI

İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yönetim ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek olan riskin etkileyebileceği alan ve çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur.
Ayrıca “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamış olması halinde iş durdurulur.
İş sağlığı ve güvenliği konusunda teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan bir heyet, yetkili bir iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeler, yaparak tespit tarihinden itibaren iki iş günü içerisinde (eğer tespit edilen husus acil müdahaleyi gerektiriyorsa heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak üzere hemen) işi durdurabilir. İşveren, bu duruma karşı altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesinde karara itiraz edebilir. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Mahkemenin kararı kesindir.
İşin durdurulması sebebiyle işsiz kalan işçilere, çalışılmış gibi sayılarak ücretleri ödenir ya da (ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere) başka bir iş gösterilebilir.(Md.25) 

ACİL DURUM PLANLARI, YANGINLA MÜCADELE, İLK YARDIM, TAHLİYE

İşveren; işyerinin büyüklüğü, taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı gibi faktörleri dikkate alarak önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım vb.konularda uygun donanıma ve bilgiye sahip yeterli sayıda kişi görevlendirmek, araç-gereçleri sağlamak, tatbikatları yaptırmak ve ekiplerin her zaman hazır bulunmasını sağlamak zorundadır. Özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında işyeri dışındaki kuruluşlarla irtibatı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. (Md.11)
Ayrıca işveren Kanunda belirtildiği şekli ile “ciddi, yakın ve önlenemeyen” bir tehlikenin meydana gelmesi durumunda çalışanların işlerini bırakarak derhal güvenli bir yere gidebilmeleri için önceden gerekli düzenlemeleri yapmış ve çalışanları gerekli talimatları vermiş olmak zorundadır. (Md.12)

ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKI

Çalışanlar ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya iseler eğer işyerinde varsa iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurarak durumun tespitini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilirler. Kurul acilen toplanır; kurul yoksa işveren derhal karar vermek zorundadır. Durum tutanakla tespit edilerek çalışana ve çalışan temsilcisine yazı ile bildirir.
Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi halinde, çalışan gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışmaktan kaçındığı dönemlerdeki ücretleri, kanundan ve iş sözleşmesinden doğan hakları saklıdır. Ayrıca iş sözleşmesi ile çalışanlar talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda iş sözleşmelerini tek taraflı olarak feshedebilirler. (Md.13) 

ÇALIŞANLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Kanun’un çalışanların yükümlülüklerinde büyük sorumluluğa gitmeyerek genel dikkat ve farkındalık çerçevesinde hareket ettiği açıktır; ilgili madde hükümlerine göre çalışanın bu konudaki yükümlülükleri genel olarak kendisine sağlanan güvenlik malzemelerini doğru kullanmak ve korumak, işyeri ekipmanı yahut alınan tedbirlerde bir eksiklik gördüğünde derhal işverene veya çalışan temsilcisine haber vermek, işyerindeki makine, araç-gereç vb.ekipmanı uygun şekilde kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak veya değiştirmemek, kendi görev alanında iş sağlığı ve güveninin sağlanabilmesi için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak gibi maddelerden oluşmaktadır.

KANUNUN YÜRÜRLÜK TARİHİ

Yukarıda sayılanlar ışığında; iş sağlığı ve güvenliğine oldukça kesin belirlenmiş bir çerçeve oluşturan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun genel yürürlük maddeleri aşağıda sıralanmıştır.
a) İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, diğer sağlık personeli görevlendirilmesine ilişkin maddeler ile küçük işletmeler için devletçe sağlanacak desteklere ait düzenlemeler;
- Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra (01.07.2014 tarihinde)

- 50’den az çalışanı olup tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra (01.07.2013 tarihinde)

- Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra (01.01.2013 tarihinde)

yürürlüğe girecektir.
b) İşyerlerinin bu Kanuna göre tehlike sınıflarının belirlenmesi, 6331 sayılı Kanun’un yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir. (30.06.2012)

MEVCUT SAĞLIK RAPORLARI


Çalışanlar için daha önce alınmış olan periyodik sağlık raporları, bu raporların süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. (Gçc.Md.3)

GÜVENLİK RAPORU veya BÜYÜK KAZA ÖNLEME POLİTİKASI BELGESİ

İşletmeye başlanmadan önce, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için; işyerlerinin büyüklüğüne göre büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu işveren tarafından hazırlanır. Güvenlik raporu hazırlamak zorunda olan işverenler; ancak hazırladıkları raporlar Bakanlıkça içerik ve yeterlilik olarak incelenmesinden sonra işyerlerini açabilirler. (Md.30)

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELERİ KULLANMA YASAĞI

İşyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek; işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır. İşveren, işyeri eklentilerinden sayılan kısımlarda ne zaman, hangi hallerde ve ne gibi şartlarda alkol alınabileceğini belirlemeye yetkilidir.
İşleri gereği alkollü içki içmek zorunda olanlar (alkollü içki üretilen işyerlerinde üretimi denetlemekle görevli olanlar, işi gereği müşterilerle birlikte alkollü içki içmek zorunda olanlar) bu maddenin dışında tutulmuştur. (Md.28)

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI GÖREVLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı çalıştırması gereken işyerleri için, bu işyerlerinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesiyle yerine getirilmiş sayılır.
Tehlikeli sınıfta yer alan ve (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı çalıştırması gereken işyerleri için, bu işyerlerinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesiyle yerine getirilmiş sayılır.(Gçc.Md.4)

UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun dikkat çekici yönlerinden biri de uygulanacak idari para cezalarının ağırlığı ile, mevzuata aykırılığın devam ettiği her ay için cezai müeyyidenin birer kat artırılmasıdır. Bu durumda örneğin görevlendirilmesi gerektiği halde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı görevlendirilmediği takdirde aykırılığın devam ettiği her ay için aynı idari para cezası tutarı devam etmekte, üç aylık bir ihlalin neticesinde üç kat cezai müeyyide uygulanmış olmaktadır.
Her ne kadar henüz konu ile ilgili yönetmelik yayımlanmamış olsa da ekli tabloda 6331 sayılı Kanun içerisinde yer alan idari para cezaları ve cezaları doğuran usulsüzlükler verilmiştir.

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU’NA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI
Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi çalışmalarının yapılmaması (Md.4/1-a)
Her bir yükümlülük için ayrı ayrı 2.000,00 T.L.
İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığının izlenmesi, denetlenmesi ve uygunsuzlukların giderilmesi (Md.4/1-b)
Her bir yükümlülük için ayrı ayrı 2.000,00 T.L.
İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmemesi (Md.6/1-a) Görevlendirilmeyen her bir kişi için 5.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
Diğer sağlık personeli görevlendirilmemesi (Md.6/1-a) Görevlendirilmeyen personel için 2.500,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
Görevlendirilen kişi veya hizmet alınan kuruluşların görevlerini yerine getirebilmeleri için araç, gereç, zaman ve mekan gibi ihtiyaçların karşılanmaması (Md.6/1-b)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmeti yürütenler arasında koordinasyonun sağlanmaması (Md.6/1-c)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
Görevlendirilen kişi veya hizmet alınan kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilmiş tedbirlerin yerine getirilmemesi (Md.6/1-ç) Yerine getirilmeyen her bir tedbir için ayrı ayrı 1.000,00 T.L.
Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında görevlendirilen kişilerin ya da hizmet alınan kurum ve kuruluşların bilgilendirilmemesi; başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen işçilerin ve bunların işverenlerin bilgilendirilmemesi (Md.6/1-d)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İşyeri hekimi ve iş güvenl.uzmanlarının hak ve yetkilerinin kısıtlanması (Md.8/1)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda, işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurulmaması ve haftalık çalışma saatinin dikkate alınmaması (Md.8/6)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 TL.
İş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapılmaması/yaptırılmaması (Md.10/1) 3.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için 4.500,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmaması (Md.10/4)
1.500,00 T.L.
Acil durum planları, yangınla mücadele ve ilk yardım hususlarında gerekli tedbirlerin alınmaması (Md.11) Uyulmayan her bir yükümlülük için 1.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
İşyerinde meydana gelebilecek tehlikeli durumlarda tahliye prosedürlerinin oluşturulmaması (Md.12) Uyulmayan her bir yükümlülük için 1.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
İş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydının tutularak incelemelerin yapılmaması ve bunlarla ilgili raporların düzenlenmemiş olması, işyerinde meydana gelen; ancak yaralanma veya ölümün olmadığı ve işyerinin/ekipmanın zarara uğramasına yol açan veya açabilecek olayların incelenerek raporlanmamış olması (Md.14/1)
Her bir yükümlülük için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İş kazalarının ve meslek hastalıklarının üç iş günü içinde bildirilmemesi (Md.14/2)
2.000,00 T.L.
İş kazalarının ve tanısı konulan meslek hastalıklarının on gün içinde SGK.’ya bildirilmemesi (Md.14/4) Yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına 2.000,00 T.L.
Çalışanların sağlık muayenelerinin yaptırılmamış olması (işe girişlerde, iş değişikliklerinde, periyodik aralıklarla vb.) (Md.15/1) Sağlık gözetimine tabi tutulmayan her bir işçi için 1.000,00 T.L.
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için, işçilerin bu işe uygunluklarını gösteren rapor olmadan işe başlatılmış olması (Md.15/2) Sağlık raporu alınmayan her çalışan için 1.000,00 T.L.
Çalışanların işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu önlemler, ilk yardım vb.konularda görevli kişiler konusunda bilgilendirilmemiş olması (Md.16) Bilgilendirilmeyen her bir çalışan için 1.000,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin aldırılmaması, tekrarlanması gereken durumlarda tekrarlanmaması (Md.17/1)
Her bir çalışan için 1.000,00 T.L.
Eğitimin maliyetinin çalışanlara yansıtılması, eğitimlerde geçen sürelerin çalışma süresinden sayılmaması (Md.17/7)
Her bir çalışan için 1.000,00 T.L.
Çalışan temsilcilerinin görüşlerinin alınmaması ve katılımlarının sağlanmamış olması (Md.18)
Her bir aykırılık için ayrı ayrı 1.000,00 T.L.
Çalışan temsilcisi atannmaması veya çalışan temsilcisi ve destek elemanının haklarının kısıtlanması, gerekli imkanların sağlanmamış olması (Md.20/1-20/4)
1.000,00 T.L.
Çalışan temsilcisinin tehlike kaynağının yok edilmesi veya riskin azaltılması için öneride bulunduğu konularda tedbir almamak (Md.20/3)
1.500,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kurulması gerektiği halde kurulmaması (Md.22)
Her bir aykırılık için ayrı ayrı 2.000,00 T.L.
Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezi, iş hanı, sanayi bölgesi veya sanayi sitesi gibi yerlerde iş sağlığı ve güvenliği uyarılarına uymayan işyerlerini Bakanlığa bildirmeyen yönetim için (Md.23/2)
5.000,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme, araştırma yapılmasına ve numune alınmasına; eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kontrol ve denetim yapmasına engel olan işverenler (Md.24/2)
5.000,00 T.L.
İş durdurma kararı alınmış olmasına rağmen işi yönetmelikte belirtin şartları yerine getirmeden devam ettiren işverene fiil başka bir suç oluştursa dahi (Md.25)
10.000,00 T.L.
İşin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerinin ödenmemesi (veya ücretinde düşüklük olmamak üzere başka bir iş gösterilmemesi) (Md.25/6) İhlale uğrayan her bir çalışan için 1.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinde, büyük kaza önleme politika belgesi hazırlamayan işverene (Md.29)
50.000,00 T.L.
Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinde, güvenlik raporunu hazırlayıp Bakanlığın değerlendirmesine sunmadan işyerini faaliyete geçiren, işletilmesine Bakanlıkça izin verilmeyen işyerini açan veya durdurulan işyerinde faaliyete devam eden işverene (Md.29)
80.000,00 T.L.
Bakanlıkça bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliklere aykırı davranan işverene (Md.30) Uyulmayan her hüküm için tespit edildiği tarihten itibaren aylık 1.000,00 T.L.

10 Ağustos 2013 Cumartesi

YENİ GELİR VERGİSİ KANUNU TASLAĞINA GÖRE GAYRİMENKUL SATIŞLARININ VERGİLENDİRİLMESİ


GAYRİMENKUL satışlarının vergilendirilmesinde, çember iyice daralıyor. Yeni Gelir Vergisi tasarısına göre; evi, yazlığı, dükkanı, bürosu, mağazası, arsası veya arazisi olanlar, bunları 15 yıl hatta 30 yıl sonra satsalar dahi, gelir vergisi ödeyecekler. Şirketlerle ilgili istisna da daraltılıyor.
Dün yazdığımız gibi, miras kalan veya bağışlanan gayrimenkulü satanlar da gelir vergisi ödeyecekler. Özet olarak, gayrimenkulünü satan herkes (olayın tek istisnası hariç) vergi ödeyecek.

KİM ÖDEMEYECEK?


Önce, “olayın tek istisnası” dediğimiz uygulamayı açıklayalım, sonra da ödeyecek olanları..
Bir başka konut almak amacıyla, sahip olunan tek konutun elden çıkarılmasından doğan kazançlar için gelir vergisi ödenmeyecek.
Ancak, bu avantajdan yararlanabilmek için;
- Konutunu satan kişinin, (hisseli dahi olsa), “birden fazla konutunun” olmaması,
- Satılacak konutun “en az bir tam yıl” satıcının mülkiyetinde bulunması,
- Satıldığı tarihten itibaren, “en geç bir tam yıl içinde” yeni konutun alınması, gerekiyor.
GAYRİMENKUL SATIŞ KAZANCI


A- Mevcut Uygulama:
Mevcut uygulamaya göre, gayrimenkullerin edinme tarihinden itibaren “beş yıl” içinde elden çıkartılmasından sağlanan kazancın tamamı, “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi tutuluyordu. Bu süre geçtikten sonra, elde edilen kazancın tutarı ne olursa olsun, gelir vergisine tabi tutulmuyor.
B- Yeni Gelir Vergisi Kanunu Tasarısına Göre:
Olay değişiyor ve “beş yıllık süre geçse dahi” elde edilen kazanç, gelir vergisine tabi tutuluyor.
Buna göre, gayrimenkullerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların;
1- İki tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 20’si,
2- Üç tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 40’ı,
3- Dört tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 60’ı,
4- Beş tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 80’i,
gelir vergisinden müstesna tutulacak.  
Kalan tutar üzerinden, “yüzde 15-35 arasında” gelir vergisi alınacak.
HASILAT PAYLAŞIMINA VERGİ


Kat karşılığı inşaat işleri de dahil, başkasına yaptırılan inşaatlarda, hasılatın müteahhit ile paylaşılmasının ya da satış aşamasında müteahhide ait satış organizasyonunun kullanılmasının kararlaştırılmış olması, faaliyetin arsa sahibi yönünden de “ticari faaliyet” olduğunu gösterecek.
Mevcut uygulamada, arsanın beş yıllık süre geçtikten sonra “hasılat paylaşımı” şeklinde müteahhide verilmesi olayında, elde edilen gelir arsa sahibi açısından gelir vergisine tabi tutulmuyordu.
ARSA KARŞILIĞINDA DAİRE


Alınan daireler, ne zaman satılırsa satılsın “ticari kazanç” olarak nitelendirilerek gelir vergisine tabi olacak.
Ancak bazı durumlarda, arsa sahibine kalan taşınmazların brüt kapalı alanları toplamının belli bir metrekareyi aşmaması ve 3 yıl içinde herhangi bir taşınmaz satışı yapılmaması durumunda, “değer artışı kazancı” hükümlerine göre vergilendirme yoluna gidilecek.
MİRAS KALAN GAYRİMENKUL


Dünkü yazımızda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, “miras kalan veya bağış yolu ile edinilen gayrimenkuller”, satıldığında veya kat karşılığı müteahhide verilip, alınan bağımsız bölümler elden çıkartıldığında, gelir vergisine tabi tutulacak. Mevcut uygulamada, bu satışlar gelir vergisine tabi tutulmuyordu.
Şirketlerin gayrimenkul satışı


A- Mevcut Uygulama:
Kurumların, “en az iki tam yıl süreyle” aktiflerinde yer alan gayrimenkullerin satışından doğan kazancın, yüzde 75’lik kısmı kurumlar vergisinden müstesna tutuluyor.
ÖRNEK: 2009 yılında 800 bin liraya alınan binanın, 2013 yılında 1 milyon 800 bin liraya satılması durumunda, bundan doğan 1 milyon lira kazancın, 250 bin liralık kısmı üzerinden kurumlar vergisi ödeniyor.
Bu istisnadan yararlanabilmek için satıştan doğan kazancın, satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar, pasifte “özel bir fon”  hesabında tutulması gerekiyor (Ayrıntılı bilgi için Bkz. KVK. Md.5/e)
B- Yeni Tasarı:
Kurumların, aktiflerindeki gayrimenkullerin;
1- İki tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 20’si,
2- Üç tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 40’ı
3- Dört tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 60’ı
4- Beş tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 80’i,
kurumlar vergisinden müstesna olacak.
Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanacak.
Satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar, pasifte “özel bir fon hesabında” tutulacak. Satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılı sonuna kadar, tahsil edilmesi gerekiyor.

19 Temmuz 2013 Cuma


2011 Yılında Metro Ve Migros’tan Mal Alan Şirketlerden 2011 Yılı 10 Milyon TL’yi Aşan Şirketler 01.09.2013 Tarihinden İtibaren E-Fatura Kullanmak Zorunda Kalacak

421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile E-FATURA yaygınlaştırmaya başlanmıştır.
Bilindiği gibi Maliye Bakanlığı E-Fatura uygulamasına 397 Nolu VUK Tebliği ile başlamış bulunmaktadır. Bu bağlamda Maliye Bakanlığı www.efatura.gov.tr portalı ile de bu uygulamalarını yürütmektedir.
397 Sıra Nolu Tebliğ ile VUK 232 Maddesine göre FATURA düzenlemek zorunda kalanlara Elektronik Fatura (E-Fatura) düzenleme zorunluluğu getirilmiştir.
Ancak 421 Nolu VUK Tebliği ile Elektronik Fatura (E-FATURA) DÜZENLE zorunluluğu olan mükellefler genişletilmiştir.
Tebliğe göre Elektronik Fatura (E-FATURA) KULLANMAK ZORUNDA OLANLAR;
1-5015 Sayılı Petrol Piyasası kapsamında Madeni Yağ Lisansına sahip olanlar ile bunlardan MAL alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibari ile ( 2011 yılı Brüt Satışları) 25 Milyon TL Brüt Satış hasılatına sahip anlar,
2-4760 Syaılı ÖTV Kanununa göre III Sayılı Listedeki Malları imal, inşa veya İTHAL EDENLER ile bunlardan 2011 Yılında mal alan mükellefler 31.12.2011 tarihi itibari ile (2011 Brüt Satışları) 10 Milyon TL Brüt satış hasılatına sahip olan mükellefler,
3- 421 Nolu Tebliğ veya 397 Nolu Tebliğ Kapsamında E-FATURA DÜZENLEYEN Mükellefler,
Yukarıda sayılan mükellefler birbirlerine yapacakları mal teslimi veya hizmet ifasında bulunmaları halinde E-FATURA (Elektronik Fatura) düzenlemek ZORUNDADIRLAR.
Yukarıdaki sayılanların kapsama giren şirketler;
1) Elektronik Fatura Sistemine 01.09.2013 tarihinden itibaren geçeceklerdir.
2) Ayrıca bu mükellefler 2014 yılından itibaren de Elektronik Defter Kullanmak zorundadırlar.
ÖNEMLİ UYARI: Yukarıda bahsedilen kapsama giren mükelleflerin listesi www.efatura.gov.tr portalında tek tek sayılmıştır. Bu nedenle Bu şirketlerden 2011 yılında mal satın alan şirketler de Elektronik Fatura (E-Fatura) kapsamına girmektedir.
Örneğin 2011 Yılında şirketiniz METRO A.Ş. veya MİGROS A.Ş.’tan herhangi bir mal (Örneğin Ciklet bile satın alsanız) satın aldıysanız ve 2011 BRÜT SATIŞLARINIZ 10 MİLYON TL’yi aşıyorsa tebliğ kapsamıda ELEKTRONİK FATURA KULLANMA ZORUNLULUĞUNUZ VARDIR.
Tebliğ yazımında kapsamın bu kadar geniş olduğu ya unutuldu ya da Maliye Bakanlığı Kapsamı SİSTEMİ hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak istiyor diye düşünebilirsiniz.
Bize göre sistemin yeni olması ve bir çok mükellef grubunu kapsama alma ihtiyacı olsa da kademeli bir geçişi öngörülmelidir. Aksi halde Türkiye Genelinde MİGROS veya METRO gibi şirketlerden alışveriş yapmayan firma neredeyse yok gibidir. Maliye Bakanlığı’nca bu konuda ACİLEN bir açıklama yapılmasına ihtiyaç vardır.
TÜM MÜKELLEFLERE ve MESLEK Camiamıza DUYRULUR.
 
E-FATURA HAKKINDA HATIRLATMALAR

421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne (Tebliğe ulaşmak için tıklayınız) göre 2013 takvim yılı sonuna kadar e-fatura uygulamasına zorunlu olarak dahil olacak mükellefler için son başvuru tarihi 01/09/2013’tür.
 421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında;
 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar (Listeye ulaşmak için tıklayınız) ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına (ciro) sahip olanlar ile,
 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler (Listeye ulaşmak için tıklayınız) ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına (ciro) sahip olanlar,
   01/09/2013 tarihine kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na yazılı olarak başvurmak ve 31/12/2013 tarihine kadar e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır (Başvuru hakkında detaylı bilgi içintıklayınız).
   Söz konusu mükelleflerden 2011 takvim yılı içinde mal alışı yapanlar, satın aldıkları malın türüne, fiyatına, miktarına veya herhangi bir özelliğine bakılmaksızın 2011 yılı gelir tablolarındaki brüt satış hasılatı rakamları madeni yağ lisansına sahip olanlardan mal alım yapanlar için 25 Milyon TL, ÖTV Kanunu’na ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerden mal alım yapanlar için 10 Milyon TL veya daha yüksek ise elektronik fatura uygulamasına dahil

16 Temmuz 2013 Salı

MALİ TATİL

Mali Tatil Hangi Tarihlerde Uygulanacaktır;
Mali Tatilin,  Kanunun 1. maddesinin 1. bendi gereği her yıl 01 Temmuz – 20 Temmuz (20’si dahil) arasında uygulanması karar altına alınmıştır. Haziran ayının son gününün tatil gününe rastlaması halinde, (2013 Yılı için böyle bir durum söz konusudur. 30.06.2013 tarihi Pazar gününe denk gelmektedir.)  mali tatil Temmuz ayının ilk iş gününden sonraki gün başlar.  30 Haziran 2013 tarihinin Pazar gününe denk gelmesi nedeniyle; Mali Tatil Başlangıcı 02 Temmuz 2013 – Salı günü olacaktır
2013 Yılı Mali Tatili 02 Temmuz 2013 – Salı Günü başlayıp,  22 Temmuz 2013 – Pazartesi günü akşamı sona erecektir.
2013-Mayıs Ayına ait Ba-Bs bildirimlerinin son verilme tarihi 02.07.2013 Salı günüdür.

Mali Tatile Rastlayan Yükümlülükler Ne Şekilde Uygulanacaktır;
Aşağıda sayılan  ve son günü Mali tatile rastlayan işlemler ve yükümlülükler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılacaktır.
1-     Beyana dayalı tarhiyatta, Kanuni süresinde verilmesi gereken beyannameler, (Muhtasar, KDV, Damga (Sürekli-Süreksiz) beyannameleri)
2-     İkmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda, vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi
3-     Vergi ve kesilen cezalara karşı talep edilecek uzlaşma ve ceza indirim taleplerine ilişkin başvuru süreleri,  İkmale Re’sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükellefin uzlaşma talep etme veya cezada indirim istemesi vergi/ceza ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren 30 gündür. Süre sonunun Mali Tatile rastlaması halinde Bu süre de yine 27.07…. tarihine uzayacaktır. Uzlaşma sonucu ödenmesi gereken  tutarların  Mali Tatil dönemine denk gelmesi halinde, ödeme süresi mali tatilin sona erdiği 20.07... tarihinden itibaren 7 gün sonrası yani   27.07…. olacaktır.
4-     Devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin sürelerde
Mali Tatile Rastlayan Muhasebe Kayıt Süreleri Ne şekilde Uygulanacaktır;
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken Muhasebe kayıt
Süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri mali tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar
Örnek 1 :  Mükellef (F)’nin, 5 Temmuz 2013 tarihinde yaptığı satışa ilişkin olarak düzenlediği
aynı tarihli faturasını defterlerine kaydetme süresi (muamelelerin muhasebe fişi
kullanılmadan doğrudan defterlere kaydedildiği durumda), söz konusu faturanın
düzenlenme tarihinden itibaren 10 gün olup, bu süre 15 Temmuz 2013 tarihinde
sona erecektir.  Ancak, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 10 günlük kısmı
işlememiş sayılacağından, defterlere kaydetme süresi 31 Temmuz 2013 tarihinde
(bu tarih dahil) sona erecektir.

Mali Tatil Süresince İnceleme Yapılabilir mi ;
Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz.

Mali Tatil Süresince Mükellefe Vergi ve Cezaların bildirimi;
Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, malî tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar.







Hangi Yükümlülükler için Mali Tatil UYGULANMAYACAKTIR
Gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak malî tatil uygulanmayacaktır. İthalde alınan K.D.V. Emlak Vergisi, Çevre Temizlik Vergisi, Kaynak Kullanımı Destekleme fonuna ilişkin bildirim ve ödemeler hakkında Mali Tatil hükümleri uygulanmayacak olup, sayılan bildirim ve ödemeler her zaman olduğu gibi kanuni süresinde yapılacaktır.
Mali Tatil Nedeniyle Uzayan Beyannamelerin Ödeme Süresi de Uzayacaktır.
Beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden itibaren üçüncü günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır.

Mali Tatil Nedeniyle Ödeme Süresi UZAMAYACAK YÜKÜMLÜLÜKLER;
1-     Özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi ile şans
oyunları vergisine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerin verilme ve ödeme
süreleri, ((Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.12.2011 tarihli ve Esas
No:2009/2636, Karar No:2011/9721 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.) Danıştay’ın iptal kararı sonrası sayılan beyannamelerin verilmesi ve ödemelerinin yapılması da  Mali Tatil Kanunu kapsamında uzatılmıştır.
2-     İcra yoluyla yapılan satışlarda katma değer vergisi uygulamasına yönelik (5) No.lu Katma
Değer Vergisi Beyannamesinin verilme ve ödeme süresi,
3-     Sürekli beyanname vermek zorunda olanlar dışındaki resmi kuruluşlar tarafından müzayede mahallerindeki satışlar dolayısıyla tahsil edilen katma değer vergisinin, 15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/3) bölümünde belirtilen ödeme süresi,
4-     1512 sayılı Noterlik Kanununun 118 inci maddesine göre noterler tarafından tahsil edilen
damga vergisi ve harç bedellerinin anılan Kanunun 119 uncu maddesi uyarınca ilgili vergi
dairesine bildirilmesine ilişkin olarak verilecek beyannameler ile süreksiz yükümlülük
şeklinde değerlendirilen ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre verilen (1), (2) ve (4) No.lu
Beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri,
5- Kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin ödeme süresi. (Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.12.2011 tarihli ve Esas No:2009/2636, Karar No:2011/9721 sayılı kararı ile hukuken yok hükmünde olduğu kararlaştırılmıştır.) Mali tatil kapsamına alınmıştır.

Mali Tatilin Sosyal Güvenlik Uygulamalarına Etkisi;
Malî tatil ilan edilen döneme rastlayan tarihlerde 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve  22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa  göre işverenlerce yapılması gereken, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan  beyan, bildirim ve ödemeler; 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi işverenlerin, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların yapmakla yükümlü olduğu iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler,  1 inci maddede belirtilen süreler kadar ertelenir.
Özet
Ekonomik yönü öne sürülerek, çok kısıtlı bir zamana sıkıştırılıp yasalaşan Mali Tatil, kapsadığı
zaman açısından değerlendirildiğinde, yoğun ve yorucu mesleki iş yükünün arasında dinlenme ve toparlanmaya hiç vakit bulamayan muhasebe mesleğini icra edenlerin taleplerinin yerine getirilmesinde, neredeyse hiçbir etkisi olmamış, sadece adı Mali Tatil olan yeni bir kavram doğurmuştur. Mali Tatil ile getirilen Tatil, gerçek anlamda sadece 3-4 gündür. 3-4 gün’lük tatil için yasa çıkartılmasının ne kadar gerekli olduğu konusu, yorum yapmaya bile değmeyecek niteliktedir. Mali Tatil ile getirilen ve özellikli birkaç istisnanın dışında muhasebe mesleğinin genelini ilgilendiren beyanname ve bildirimlerin verilme süreleri ile ilgili mali tatil öncesi ve sonrası durum incelendiğinde Mali Tatil’in aslında bu haliyle pek bir fayda sağlamadığı da net bir şekilde görülmektedir.

Belirtilen Vergi Beyannameleri ile tahakkuk eden Vergilerin  Ödeme Süreleri Mali Tatil döneminde 31.07.2013 Pazartesi (Normal Dönemde Her Ayın 26’sı) olup, ödemede getirilen erteleme sadece 5 gündür, S.S.K. primlerinin ödeme tarihinde, Mali Tatil ile getirilen bir değişiklik olmamıştır.

Meslek örgütlerinin ve mesleği icra eden tüm kesimlerin, tüm yılın yoğunluğunu, yorgunluğunu, üzerlerinden atmaları, yeni dönemi planlamaları, kendilerine ve ailelerine beyanname ve bildirimler arasına sıkıştırılmış küçük anlar değil daha nitelikli zaman ayırabilmeleri, biraz da kendi muhasebelerini yapabilmeleri  için, Mali Tatilin kesintisiz olarak 1 ay boyunca uygulanması, bu süre içerisindeki  tüm beyanname ve bildirimlerin izleyen ayın bildirimleri ile beraber yapılması ve ödemelerinin de aynı şekilde iki ayı kapsayacak şekilde yapılmasının sağlanması halinde Mali Tatil gerçek anlamını bulacaktır.

Bütçe ve ödemeler dengesi nedeniyle böyle bir uygulamanın yapılması mümkün görünmemektedir.  Muhasebe Meslek camiası da bunun bilincinde ve sorumluluğundadır. Ancak beklenti; her geçen sene Muhasebe Meslek camiasına yüklenen angaryaların artık son bulması ve belli bir planlama dahilinde halen mükerrer olarak istenilen bildirimlerin kaldırılmasıdır. Özellikle Son beş yıla bakıldığında her geçen yıl SGK, Maliye ve diğer devlet kurumları tarafından sürekli ilave bildirimler istenmektedir. Bu bildirimlerin tamamı Muhasebe meslek mensuplarınca hazırlanmaktadır. Zaten var olan iş yükü katlanarak artmaktadır. Bu formlar sadece veri girişi yapılıp kolayca yapılabilen formlar değildir. Sürekli uzatılmak zorunda kalınan beyanname verme süreleri bu iş yükünün en büyük ispatıdır. Mali tatil kavramını anlamlaştırabilmek için ilave getirilen iş yüklerinin azaltılması faydalı ve verimli olacaktır. Beklentide bu yöndedir. Bu beklentinin karşılanması gerekmektedir.

MALİ TATİLDE BEYANNAME TARİHLERİ

25 Nisan 2013 Perşembe

KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİ DÜZENLENİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR




I- YATIRIM İNDİRİMİ :
30.03.2006 Tarih ve 5479 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 08.04.2006 tarih ve 26183 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun yatırım indirimi müessesesini yeniden düzenlemiş olup 2, 3 ve 15. maddeleri aşağıdaki gibidir:
            “MADDE 2 – 193 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
             MADDE  3 – 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
             "GEÇİCİ MADDE 69 – Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri; 31/12/2005 tarihi itibarıyla mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım indirimi istisnası tutarları ile;
             a) 24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9/4/2003 tarihli ve 4842 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 ncı maddeleri çerçevesinde başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 1/1/2006 tarihinden sonra yapacakları yatırımları,
             b) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mülga 19 uncu maddesi kapsamında 1/1/2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılan yatırımları,
             nedeniyle, 31/12/2005 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre hesaplayacakları yatırım indirimi istisnası tutarlarını, yine bu tarihteki mevzuat hükümleri (vergi oranına ilişkin hükümler dahil) çerçevesinde sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebilirler.
             Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. 

MADDE 15 – Bu Kanunun;
             ... 
             2) 2, 3, ... maddeleri 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
             ...
             yürürlüğe girer.”
Yukarıdaki yasa metninden de görüldüğü üzere, kurumlar vergisi mükellefleri; 31/12/2005 tarihi itibarıyla mevcut olup, 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri yatırım indirimi istisnası tutarlarını 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait kazançlarından indirebileceklerdir (24/4/2003 tarihinden önce yapılan müracaatlar kapsamında olup teşvik belgeli yatırımlarla, GVK’nun mülga 19 uncu maddesi kapsamında 1/1/2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden yatırımların 01.01.2006 tarihinden sonra yapılması halinde de yatırım indirimi uygulamasından yararlanılabilecektir). Dolayısıyla, 2005 yılı uygulamasını değiştiren herhangi bir husus söz konusu değildir.
Yararlanılacak yatırım indirimi tutarının tespitinde endeksleme yapılması unutulmamalıdır. Gerçekleşen, ancak ilgili yılda kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen yatırım indirimi tutarları, izleyen yıllarda (eğer 24.04.2003 tarihinden önceki başvurularla ilgili ise teşvik belgesi düzenleme tarihine göre) ;
- 01.01.2006’dan itibaren---------ÜFE oranında artırılarak endekslenir,
- 01.01.2004’ten itibaren---------TEFE oranında artırılarak endekslenir,
- 01.01.1998-31.12.2003 ---------Yeniden değerleme oranında artırılır,
- 01.01.1995-31.12.1997--------- 3 yılla sınırlı olarak endekslenir,
- 01.01.1995’ten önce------------- Endeksleme yoktur.
24.04.2003 Tarihinden önceki başvurularla ilgili ise, teşvik belgeli yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indirimi tutarı 2005 yılı için yatırım indirimine konu edilmişse, yatırım indiriminden yararlanan kazanç tutarı üzerinden dağıtılsın dağıtılmasın %19.8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması unutulmamalıdır.
II- İSTİSNALARLA İLGİLİ BAZI ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR :
·        KVK’nun 8 inci maddesinin son fıkrasına göre, “Kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin ödemelerin kurum kazancından gider olarak indirilmesi kabul edilmez.” Bu tür giderler istisna kazanç tutarını etkilemeyen giderlerdir, öte yandan da kurum kazancından indirilemezler;
- İştirak kazancı elde edilmesi için yapılan giderler,
- Emisyon pirimi elde edilmesi için yapılan giderler,
- Gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazancı istisnasından yararlanmaya ilişkin olarak yapılan giderler v.b.
· Vergiden istisna edilen bir kazanç öncelikle ilgili bulunduğu yıl kazancıyla sınırlı olarak mahsup edilir. Ancak, hangi istisnaların dönem kazancından mahsup edileceği, bazı istisnaların izleyen dönemlere devredilirken bazılarının devredilememesi nedeniyle önem taşımaktadır;
i- Mahsup önceliği bulunan kurumlar vergisi istisnaları: Bunlar ilgili yıl kazancının yeterli olmaması halinde sonraki yıllara devredilebilirler. Bu istisnaların, ilgili dönem kurum kazancının yetersiz olması veya zarar olması nedeniyle yararlanılamayan kısmı geçmiş yıl zararları olarak devredilir ve izleyen yıllarda yararlanılır. Bu gruba giren istisnalar kazanç istisnalarıdır;
- İştirak kazançları istisnası
- Yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazanç istisnası
- Rüçhan hakkı satış kazancı ve emisyon primi istisnası
- Yurt dışı inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazanç istisnası
- Eğitim, öğretim ve rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazanç istisnası
- Kurumların yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları ile şube kazançları istisnası
- İştirak hisseleri ve gayrimenkullerin 01.01.2005 tarihinden itibaren satışından doğan kazanç istisnası
- Kurumların yurt dışı iştirak kazançları ile yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilcisi aracılığıyla elde edilen kurum kazancı istisnası
-Kalkınmada öncelikli yörelerde kazanç istisnası
- Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi ve devrine ilişkin kazançlar
- Teknoloji geliştirme bölgelerinden sağlanan kazançlar
- Serbest bölgelerde elde edilen kazançlar
- Ar-ge indirimi
- Diğer vergi kanunlarınca indirilebilecek kazanç istisnaları
- Uluslararası vergi anlaşmalarından doğan istisnalar
ii- Kurum kazancının yeterli olması durumunda uygulanacak indirim ve istisnalar :
- Risturn istisnası
- Bağış ve yardımlar
- Sponsorluk harcamaları
- Yatırım indirimi
- Diğer indirimler
· Geçmiş Yıl Zararları ( KVK mük. md 14/1-a)
Geçmiş yıl zararları kurumlar vergisinin tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek üzere, her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek ve 5 yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla kurum kazancından indirilebilir.
· Yararlanılması YMM tasdikine bağlı istisnalar :
- Yatırım indirimi istisnası,
- Gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazanç istisnası,
- KVK md 8/4’te yer alan A Tipi yatırım fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazanç istisnası,
- OHAL bölgesinde ve kalkınmada öncelikli yörelerde elde edilen kazanç istisnası.
Yukarıdaki istisnalardan (yalnızca belli tutarları aşanlar) yararlanabilmek için YMM tasdiki zorunludur.
YMM tasdik raporları kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresinin sonundan itibaren 2 ay içinde ilgili vergi dairelerine teslim edilmelidir.
Gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin tasdiki için sözleşme düzenleyerek beyannamelerini tasdik ettiren mükellefler ayrıca YMM tasdik raporu ibraz etmek zorunda değildirler.
III. ZARAR MAHSUBU VE DİĞER İNDİRİMLER :
Kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek üzere, matrahın tespitinde kurum kazancından aşağıdaki indirimler yapılabilir;
A. Zarar Mahsubu :
KVK’nun Mük.14/1 inci maddesine göre zarar mahsubu; geçmiş yıl zararları, devralınan kurum zararları ve yurt dışı faaliyetlerden oluşan zararlar için düzenlenmiştir.
· Geçmiş Yıl Zararları: Her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek ve 5 yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla geçmiş yılların mali bilançolarına göre meydana gelen zararlar kurum kazancından indirilir. Geçmiş yıl zararı, indirim imkanının doğduğu ilk hesap döneminde kurum kazancından düşülmelidir. Düşülmezse izleyen dönemlerde indirim hakkı ortadan kalkacaktır.Herhangi bir yılın zararı en fazla izleyen 5 yılın kazancından indirim konusu yapılabilecektir. Yani, 2005 hesap döneminde 2000-2004 yıllarına ait zararlar indirilebilecektir.
· Devralınan/Bölünen Kurum Zararları : Buradaki zarar mahsubu için aşağıdaki şartların sağlanmış olması gerekmektedir;
- Devrolan ve devralan kurumlar aynı sektörde faaliyet göstermeli,
- Devrolan kurumların son 5 yıla ait kurumlar vergisi   beyannameleri kanuni süresinde verilmiş olmalı,
- Mahsup edilecek zarar tutarı, devir tarihi itibariyle veya bölünme işlemi sonucu devralınan kurumun aktif toplamını geçmemelidir.
· Yurt Dışı Zararları : Tam mükellefiyette yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar, faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının (zarar dahil) her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması ve bu raporun aslı ve tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı halinde indirim konusu yapılır (KVK mük. md 14/1)
Yurt dışı zararlarını, Türkiye’de beyan ettikleri kazançlardan indirmek isteyen kurumlar, yurt dışı faaliyet sonuçlarını her yıl bu şekilde ispat etmek zorundadırlar.
Türkiye’de indirim konusu yapılan yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup veya gider konusu yapılmış olması durumunda , Türkiye’de beyan edilecek yurt dışı kazanç mahsup veya gider yapılmadan önceki tutardır. Ayrıca Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna kazançlarla ilgili yurt dışı zararlar indirim konusu yapılamaz.
Yurt dışı faaliyet sonuçlarının genel sonuç hesaplarına geçirilme zamanı ve değerlendirilmesi 34 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmaktadır.
B. Bağış ve Yardımlar :
Kurum kazancından indirilecek bağış ve yardımlar KVK Mük.14/1 b,c,d maddelerinde sayılmıştır. Bunlar kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılacaklarından defterlere gider olarak kaydedilmelerine gerek yoktur. Bu maddeye göre indirilebilecek bağış ve yardımlar;
- Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, kamu menfaatlerine yararlı sayılan derneklere ve bilimsel araştırma geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının ( zarar mahsubu düşüldükten ve iştirak kazançları hariç indirim ve istisnalar düşülmeden önceki tutardır-67 Seri no.lu KVK G.T.) %5’ine kadar olan kısmı.
- Yukarıda bahsedilen kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi,yüz yatak ( kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış yardımların tamamı.
- Genel ve özel bütçeli kamu idareleri ile il özel idareleri ve belediyeler, köyler ve kamu yararına çalışan dernekler , Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan ya da Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen;
i. Kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin ticari olmayan ulusal veya uluslararası organizasyonların gerçekleştirilmesine,
ii. Ülkemizin uygarlık birikiminin kültürü,sanatı, tarihi, edebiyatı,mimarisi ve somut olamayan kültürel mirası ile ilgili veya ülke tanıtımına yönelik kitap, katalog, broşür, film,kaset CD ve DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil olmak üzere görsel, işitsel veya basılı materyallerin hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve tanıtımının sağlanmasına,
iii. Yazma ve nadir eserlerin korunması ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılmasına,
iv. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon, projeleri yapılması ve nakil işlerine,
v.  Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarına,
vi. Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye’ye getirilmesi çalışmalarına ,
vii. Kültür envanterinin oluşturulması çalışmalarına,
viii. 2863 sayılı Kanun kapsamındaki taşınır kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına,
ix. Somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve etkinlikler ile bu alanlarda araştırma , eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatının tedariki ile film yapımına,
x. Kütüphane, müze, sanat galerisi ve kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve konser gibi kültürel ve sanatsal etkinliklerin sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı ve modernizasyon çalışmalarına,
ilişkin harcamalar ile bağış ve yardımların %100’ü.
- Bazı özel kanunlarda yer alan bağış ve yardımlar %5’lik sınırlamaya tâbi olmaksızın, dönem kazancının bulunması durumunda, beyanname üzerinde indirim konusu yapılırlar ;
i.   4958 sayılı Kanuna göre SSK Hastanelerine yapılan nakdi-ayni bağışlar,
ii.  4306 sayılı Kanuna göre sekiz yıllık kesintisiz eğitim için yapılan nakdi bağışlar,
iii. 3454 sayılı Kanuna göre Adalet Teşkilatını Güçlendirme Fonuna yapılan nakdi-ayni bağışlar,
iv.  4691 sayılı Kanuna göre Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Ar-Ge faaliyetinde bulunan kişi, kurum ve kuruluşlara yapılan nakdi-ayni bağışlar,
(Buraya kadar sayılanlara yapılan bağışlarda %5’lik sınır bulunmaktadır.)
i.   222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununa göre yapılan nakdi bağışlar
ii.  278 sayılı Kanuna göre TÜBİTAK’a yapılan nakdi bağışlar,
iii. 2547 sayılı Kanuna göre YÖK’e yapılan nakdi bağışlar,
iv. 2828 sayılı Kanuna göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna yapılan nakdi bağışlar,
v.  2955 sayılı Kanuna göre GATA’ya yapılan nakdi bağışlar
vi. 2876 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanununa göre yapılan nakdi- ayni bağışlar,
vii.3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile oluşturulan fona yapılan nakdi-ayni bağışlar,
viii. 3388 sayılı Kanuna göre Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına yapılan nakdi-ayni bağışlar,
ix.   4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanununa göre yapılan nakdi-ayni bağışlar,
x.  5434 sayılı Kanuna göre Emekli Sandığına yapılan nakdi-ayni bağışlar,
xi. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerde Yapılacak Yardımlara Dair Kanuna göre hayır kurumları, mahalli idareler , mal sandıkları ve diğer kuruluşlara yapılacak nakdi yardımlarla, milli veya mahalli yardım komitelerine (kriz masalarına) yapılan nakdi- ayni yardımlar.
Bağış ve yardımın matrahtan indirilmesi için gerekli şartlar şunlardır;
Bağış ve yardım ,
- Kanunda gösterilen kurum ve kuruluşlara yapılmalıdır,
- Makbuz karşılığı yapılmış olmalıdır,
- Karşılıksız olmalıdır,
- Nakdi veya ayni olabilir. KVK’nun mük. 14/2 nci maddesine göre, bağış ve yardımın nakden yapılmaması halinde bağışlanan veya yardımın konusunu teşkil eden mal veya hakkın maliyet bedeli veya mukayyet değeri, bu değer mevcut değilse VUK hükümlerine göre takdir komisyonlarınca tespit edilecek değeri esas alınacaktır,
- Bağış ve yardım sadece ilgili oldukları dönem kazancından indirilebilir. İndirilemeyen kısım ertesi yıla devredilemez.
C. Sponsorluk Harcamaları :
KVK’nun mük.14/1-e maddesine göre; 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının;
 - Amatör spor dalları için tamamı,
 - Profesyonel spor dalları için %50’si,
kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek üzere kurum kazancından indirilir. Sponsorluk harcamalarında da kurum kazancının yeterli olmaması durumunda indirilemeyen kısım gelecek yıllara devredilemez. İlgili olduğu dönemde kazanç olduğu sürece indirim konusu yapılabilir.
D. Temettü İkramiyesi :
Uygulamada kurumlar, ana sözleşme veya kuruluş kanunlarındaki hükümlere dayanarak hesap dönemi sonunda tahakkuk eden safi kârdan memur ve çalışanlara “temettü ikramiyesi” dağıtmaktadır. GVK’nun 61/2 nci maddesine göre bu ödemeler ücret kapsamına dahildir ve kurum kazancından ücret gideri olarak indirilebilir. Ancak, ikramiye tutarı hesap dönemi kapandıktan sonra belirlendiğinden, kazançtan indirme işlemi ancak beyanname üzerinde “diğer indirimler” sütununda gösterilerek indirim konusu yapılabilecektir.
IV. KURUMLAR VERGİSİNİN HESAPLANMASI :
  1. Kurum Kazancı
- Ticari Bilanço kârı / zararı
  1. İlaveler (+)
-   Kanunen kabul edilmeyen giderler
-   Önceki yıl ayrılan finansman fonu
  1. İlaveler Sonrası Kâr/Zarar (1+2)
  2. Zarar Olsa da İndirilecek İstisna ve İndirimler
-         İştirak kazançları
-         Yatırım fonları ve ortaklıkları portföy işletmeciliği kazancı
-         Rüçhan hakkı satışı ve emisyon primi kazancı
-         Yurt dışı inşaat ve onarım işlerinden sağlanan kazançlar
-         Eğitim, öğretim ve rehabilitasyon merkezi kazançları
-         İştirak hisseleri veya gayrimenkullerin satışından doğan kazançlar
-         Serbest bölgelerde elde edilen kazançlar
-         OHAL ve kalkınmada öncelikli yörelerde elde edilen kazançlar
-         Teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen kazançlar
-         Ar-ge indirimi
-         Diğer indirimler (Uluslararası anlaşmalarda yer alan istisnalar ve Türk Uluslararası     Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi veya devrinden sağlanan kazançlar)
   5.    İstisnalar Sonrası Kâr/Zarar (3-4)
  1. Geçmiş Yıl Mali Zararları (İstisnalar sonrası kârdan büyük olamaz)
  2. Zarar Mahsubu Sonrası Kâr/Zarar (5-6). (Bu tutar pozitif çıkarsa yatırım indirimi uygulanır. Uygulanacak yatırım indirimi bu tutarı aşamaz.)
  3. Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler (-)
-         Risturnlar
-         Bağış ve yardımlar
-         Eğitim ve sağlık tesisleri ile yurt inşaatına ilişkin bağış ve yardımlar
-         Kültür ve turizm amaçlı bağış ve yardımlar
-         Sponsorluk harcamaları
-         Yatırım indirimi
-         Diğer indirimler ( temettü ikramiyeleri)
9. Kurumlar Vergisi Matrahı (7-8)
V- KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİNE EKLENECEK BİLDİRİM VE BELGELER :
- Ayrıntılı bilanço ve ayrıntılı gelir tablosu veya işletme hesabı özeti (Ayrıntılı bilanço ve gelir tablolarının “önceki dönem” sütunları da doldurulmalıdır),
- Belli hadleri aşanlar için ek mali tablolar:
Kurumların 2005 yılı faaliyetlerine ilişkin olarak 15.04.2006 tarihine kadar verecekleri yıllık kurumlar vergisi beyannamelerinin ekinde yer alacak ek mali tabloların doldurulması ve vergi dairesine verilmesine ilişkin olarak yeni hadler aşağıdaki gibidir:
Aktif Toplamı            :             6.879.200 YTL
Net Satışlar Toplamı  :           15.287.100 YTL
Buna göre 2005 yılı verileri her iki haddin de altında olan mükellefler, kâr dağıtımı tablosu dahil olmak üzere, ek mali tabloları düzenlemeyecekler, bu hadlerden en az birini aşan mükellefler ise tüm ek mali tabloların tamamını düzenleyecek ve bu tablolardan sadece Kâr Dağıtım Tablosunu beyannamelerine ekleyeceklerdir.
- Kesinti yoluyla ödenen vergilere ilişkin belgeler,
- Yabancı ülkelerde ödenen vergilere ilişkin belgeler,
- Dar mükellef ortağı bulunan kurumların bu ortakların adları, unvanları ve ikamet adreslerine ait bildirim,
- Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflere ait ticari kârdan mali kâra ulaşmak için yapılan hesaplamayı gösteren bildirim,
- Beyannamedeki tabloların yetersizliği nedeniyle ayrıca düzenlenen liste ve ekler.
  - Kurum ortaklarına ve yönetim kurulu üyelerine ilişkin bildirim. ( Bu bildirimde; sermaye şirketlerinde yönetim kurulu başkan ve üyeleri, genel müdürleri (limited şirketlerde müdürler), şirketi temsile yetkili kişiler ile bunlar dışında kalan ve hesap döneminin kapandığı tarih itibariyle en yüksek hisseye sahip beş ortağın adı, unvanı ve vergi numarası)
VI. BEYANNAME VERME VE ÖDEME ZAMANI :
Kurumlar vergisi beyannamesi , hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın 15 inci günü akşamına kadar verilir.
Normal hesap dönemi; 1 Ocak – 31 Aralık olan takvim yılıdır. Bu nedenle hesap dönemi takvim yılı olan kurumların beyannamelerini 15 Nisan akşamına kadar vermeleri gerekmektedir.Özel hesap dönemi tayin edilmiş mükelleflerin beyannameleri, özel hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın 15 inci günü akşamına kadar vermeleri gerekir.
Kurumlar vergisi, beyannamenin verileceği ayın sonuna kadar ödenir.
Hesaplanan kurumlar vergisi;
- Bağlı bulunulan vergi dairesine,
- Bağlı bulunulan vergi dairesinin belediye sınırları dışındaki herhangi bir vergi dairesine,
- Vergi tahsiline yetkili banka şubelerine ödenebilir.
Dar mükellefiyette, yabancı kurumun Türkiye’deki müdür veya temsilcileri, bunlar yoksa kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayanlar Türkiye’yi terk ederse, beyanname bunların (vergi muhatabının) memleketi terk tarihinden önceki 15 gün içinde verilir ve aynı süre içinde de ödenir. Örneğin, faaliyeti durdurulan yabancı kurumun temsilcisi 30 Eylül 2005 tarihinde Türkiye’yi terk etmişse, kurumlar vergisi beyannamesinin 15-30 Eylül 2005 tarihleri arasında verilmesi gerekmektedir.
KVK’nun 42 nci maddesine göre, tasfiye ve birleşme halinde, tasfiye edilen veya birleşen kurumlar namına birleşme veya tasfiye kârı üzerinden tarh olunan vergiler, tasfiye veya birleşme beyannamesini verme süresi içinde ( tasfiyenin kapandığı tarihten itibaren 15 gün içinde) vergi dairesine yatırılır. Tasfiye edilen veya birleşen kurumların KVK’na göre tahakkuk etmiş olup henüz vadeleri gelmemiş olan vergileri de aynı süre içinde ödenir.
·  Dar mükellef yabancı kurumlarca elde edilen, GVK’nun 80 inci. maddesinde yazılı diğer kazanç ve iratlar “özel beyanname” ile bildirilir. Bu beyanname yabancı kurumun kendisi veya Türkiye’de onun adına hareket edenler tarafından, bu kazançların iktisap tarihinden itibaren 15 gün içinde GVK’nun 101 inci maddesinde belirtilen vergi dairelerine verilecektir. Ödeme de aynı süre içinde yapılacaktır.
·  Dar mükellef kurumlara KVK’nun24 üncü maddedeki kazanç ve iratları sağlayanlar bu kurumlara nakden veya hesaben ödedikleri veya tahakkuk ettirdikleri kazanç ve iratları ve bunlar üzerinden kestikleri kurumlar vergisini “muhtasar beyanname” ile söz konusu ödeme veya tahakkukun yapıldığı ayı takip eden ayın 20 nci günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine bildireceklerdir. Aynı ayın 26 ncı günü akşamına kadar da ödeyeceklerdir.
GVK’nun94 üncü maddesine göre vergi tevkifatı yapmakla yükümlü olanlar , bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ile bunlardan kestikleri vergileri ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar “muhtasar beyanname” ile bildirmek ve aynı ayın 26 ncı günü akşamına kadar ödemek zorundadırlar.
Kurumlar vergisi beyannamesi, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilir. Mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi KVK’nun 21 inci maddesine göre;
-   Tam mükellefiyette, kurumun kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yerin
-   Dar mükellefiyette, kurumun Türkiye’deki iş yerinin veya daimi temsilcisinin bulunduğu yerin, Türkiye’de iş yeri veya daimi temsilcisi olmadığı taktirde yabancı kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu vergi dairesidir.