13 Kasım 2013 Çarşamba

SSK SİGORTALISI OLMAK DAHA CAZİP
5510 sayılı Reform Yasasından önce sigortalı olanların hangi sigortalılık statüsüne göre emekli olacaklarında belirleyici olan unsur fiilen primi ödenen son yedi yılın hesabıdır.Dolayısıyla ilk defa 1 Ekim 2008’den önce sigortalı olanlar primi ödenmiş son yedi yıl içinde en fazla hangi sigortalılık kapsamına göre prim ödemişler ise emeklilikleri de o kapsam doğrultusunda belirlenmektedir.
Eski adı SSK emekliliği olan ve 5510 sayılı Kanunla 4/a kapsamında emeklilik olarak isimlendirilen şartlardan emekli olmak, 4/b kapsamında emeklilik olarak isimlendirilen eski Bağ-Kur emekliliğinden daha caziptir. 4/a Kapsamındaki sigortalılara ödenen emekli aylıklarının yüksekliği bir yana 4/a kapsamından emekliliğe hak kazanmak da 4/b kapsamından emekliğe hak kazanmaya göre daha kolaydır. Çünkü 4/a kapsamındaki sigortalıların emekli olması için 5000 ila 7000 gün prim ödemesi yeterli iken 4/b kapsamındaki sigortalıların emekli olabilmeleri için erkek ise 9000 gün, 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olan kadınların 7200 gün; sonra sigortalı olan kadınların ise 9000 gün prim ödemeleri gerekmektedir.

SSK’LILAR BAĞ-KUR’LULARA GÖRE DAHA AZ PRİM ÖDER
Aynı şekilde ileri yaştakilerin emekliliği olan kısmi emeklilik şartlarında da 4/a kapsamındaki sigortalılar için prim ödeme gün sayısı 3600 iken 4/b kapsamındaki sigortalılar için prim ödeme gün sayısı 5400 olarak belirlenmiştir. Üstelik 9 Eylül 1981 tarihinden önce ilk defa sigortalı olan kadınlar ile 9 Eylül 1976 tarihinden önce sigortalı olan erkekler 4/a kapsamından kısmi emeklilikte kademeli yaş şartına takılmaz iken yani kadınsa 50 erkekse 55 yaşında emekli olabilmekte iken 4/b kapsamından kısmi emeklilikte kademeye takılmamak 1 Ekim 1999 tarihine kadar en az 13 yıl prim ödemek ve kadınlar için 1 Ekim 1951 erkekler için 1 Ekim 1946 tarihi öncesi doğumlu olmakla mümkündür.

SSK’LILAR ERKEN EMEKLİ OLABİLİR

4/a Kapsamında sigortalıların 4/b kapsamındaki sigortalılara göre daha az prim ödeme yanında daha erken emekli olabilme haklarının varlığından da bahsetmemiz gerekir. Zira, 4/a kapsamındaki sigortalıların emekli olacakları yaşı belirleyen en önemli etken 1 günlük bile olsa ilk defa sigortalı olarak prim ödenen tarih iken 4/b kapsamındaki sigortalıların emekli olacakları yaşı belirleyen etken ise 1 Haziran 2002 tarihine kadar ödemiş oldukları prim ödeme gün sayısıdır. Dolayısıyla sigortalılık süreleri arasında fasıla olanlar açısından mutlak surette 4/a kapsamından daha erken yaşta emekli olmak söz konusudur.

ŞİRKET ORTAKLARI KENDİ İŞ YERLERİNDEN SSK’LI OLAMAZ
Burada çok önemli bulduğum bir konuyu özellikle belirtmem gerektiğini düşünmekteyim. Reform Yasasının 53. maddesi ikinci fıkrasında özellikle vurgulandığı üzere 4/b kapsamında sigortalı sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları iş yerlerinden dolayı, 4/a kapsamında sigortalı bildirilemezler. Başka bir ifadeyle, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra, 4/a kapsamında sigortalı olarak çalıştıkları iş yerlerine limitet şirketse ortak anonim şirketse yönetim kurulu üyesi olanların 4/a kapsamındaki sigortalılıkları bu tarihten bir gün öncesinde sona ermektedir. Bu kişiler limitet şirket ortaklığının, anonim şirket yönetim kurulu üyeliliğinin başladığı tarihte zorunlu olarak 4/b kapsamında sigortalı sayılır. Bu sürelerde kişi 4/a kapsamında sigortalı bildirilse dahi bu sigortalılık geçerli sayılmaz. 

Örneğin; Sigortalı 15 Nisan 2007 tarihinde 4/a kapsamında sigortalı olarak çalıştığı bir Limitet Şirket iş yerine 1 Temmuz 2009 tarihinde ortak olmuş ise 4/a kapsamındaki sigortalılığı 30 Haziran 2009’da sona erer. 1 Temmuz 2009’da 4/b kapsamında sigortalılık başlar. Kişi hasbelkader 4/a kapsamında sigortalı bildirilse dahi bu geçerli olmaz. Eninde sonunda SGK bu hatalı sigortalılığı tespit ederek kişiye 4/b sigorta tescili yaparak borç çıkarır.


ORTAKLARIN SİGORTALILIĞINDA 1 EKİM 2008 TARİHİ MİLATTIR

Kişilerin, ortağı oldukları limitet şirketler ile hem ortağı hem de yönetim kurulu üyelerinin olduğu iş yerlerinden 4/a kapsamında sigortalı olamamaları kuralı 1 Ekim 2008 tarihi itibariyle geçerlilik kazanmıştır. Dolayısıyla önceden başlayan sigortalılığın geçerli olacağı ilkesi ihlal edilmemiş olmak şartıyla 1 Ekim 2008 tarihinden önce ortak olduğu limitet şirketlerden ya da yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirketlerden 4/a kapsamında sigortalı bildirilenlerin bu sigortalılıkları 1 Ekim 2008 tarihinden sonra kesintiye uğramadığı sürece geçerli olacaktır. Kesintinin varlığı halinde bu kişilerin, ortağı oldukları limitet şirketlerden ya da yönetim kurulu üyesi oldukları anonim şirketlerden 4/a kapsamında sigortalı bildirilmeleri mümkün olamayacaktır. Bu uygulama ile bir anlamda ortağı olduğu limitet şirket ya da yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirketlerden 4/a kapsamında sigortalı bildirilenler için hak kaybını önleme adına bir geçiş hükmüne yer verilmiştir.

Örneğin; sigortalı A, 1 Şubat 2008 tarihinde bir Limitet Şirkette 4/a kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlamış 15 Eylül 2008 tarihinde bu şirkete ortak olmuştur. Ortaklığın ve 4/a kapsamındaki sigortalılığın her ikisi de 1 Ekim 2008 tarihinden önce başladığı için örnekteki kişinin kesinti olmayana kadar 4/a kapsamındaki sigortalılığı geçerli olacaktır. Yani ortaklık veya 4/a kapsamındaki sigortalılıktan herhangi birisi 1 Ekim 2008 tarihinden sonra gerçekleşmiş ise bu kişiler ortak oldukları iş yerinden 4/a kapsamında sigortalı olamayacaklardır.


5510 sayılı Reform Yasasının 53. maddesi gereği, 1 Ekim 2008 tarihinden önce 4/a kapsamında sigortalı olan 1 Ekim 2008 tarihinden sonra limited şirket ortağı olduğu için ortağı olduğu bu limitet şirketten 4/a kapsamında sigortalı bildirilmesi mümkün değildir. Bu ortaklığın sigortalılık tarihinden sonra gerçekleşmesi sonucu değiştirmemektedir.

7 Ekim 2013 Pazartesi

Çalıştırma Yaşı ve İş Kanunundaki Çalıştırma Yasakları – Çocuk ve Kadınların Çalıştırılamayacakları İşler

1-Çalıştırma Yaşı ve Çocukları Çalıştırma Yasağı:
4857 İş Kanununun 71 inci maddesi uyarınca; 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenler okullarına devama engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler. Çocuk ve genç işçilerin işe yerleştirilmelerinde ve çalıştırılabilecekleri işlerde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınır. Çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine, mesleki eğitiminin devamına engel olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine zarar veremez. Konuyla ilgili olarak Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 06.04.2004 tarih ve 25425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

2-Yer Altı ve Su Altında Çalıştırma Yasağı:
4857 İş Kanununun 72 nci maddesi uyarınca; maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde 18 yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.

3-Gece Çalıştırma Yasağı:
4857 İş Kanununun 73 üncü maddesi uyarınca; gece dönemine denk düşen 20.00-06.00 saatleri arasındaki işçi postalarında, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin çalıştırılmaları yasaktır.
Kadın işçilerin ise her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedibuçuk saatten fazla çalıştırılması yasaktır. Konuyla ilgili ayrıntılı düzenleme 09.08.2004 tarih – 25548 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik’te yer almaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar
4-Ağır ve Tehlikeli İşler:
4857 İş Kanununun 85 inci maddesi uyarınca; onaltı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar ile çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış işçiler ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz.
Hangi işlerin ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağı, kadınlarla 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabilecekleri 16.06.2004 tarih ve 25494 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği’nde belirtilmiştir.

5-Analık Halinde Çalışma:
4857 İş Kanununun 74 ncü maddesi uyarınca; kadın işçilerin doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak 8 haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir. Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılamaz. Konuyla ilgili ayrıntılı düzenleme 14.07.2004 tarih ve 25522 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’te yer

15 Ağustos 2013 Perşembe

6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu

KAPSAM
 
30.06.2012 gün ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işverenlerin yükümlülüklerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. İşçi çalıştıran işyerlerinin içinde bulundukları tehlike sınıfına bağlı olarak alınması gereken önlemler için geçiş tarihleri belirlenmiş olup, bu kapsama sigortalı olarak kendi bünyesinde kapıcı, güvenlik görevlisi, yönetici gibi personelleri çalıştıran apartmanlar da alınmıştır.
Kanunun hükümleri gerek kamu ve gerekse özel sektör işyerlerine; faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacak olmakla birlikte ev hizmetlerinde çalışanlar, herhangi bir personel çalıştırmayıp kendi nam ve hesabına mal ve/veya hizmet üretimi yapanlar ile genel olarak askeri ve istihbarat birimleri 6331 sayılı Kanun’un içerdiği hükümlerden istisna tutulmuştur. (Md.2)
Bu kapsamda işyerleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kısa vadeli sigorta kolları prim oranı da dikkate alınmak suretiyle “az tehlikeli” , “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” olarak sınıflandırılacak, sınıflandırma yayımlanacak bir tebliğ ile belirlenecektir. (Md.9)
İşyeri için belirlenmiş olan tehlike sınıfı, aynı zamanda çalıştırılacak iş güvenliği uzmanının yetki belgesi ve Kanunun ilgili maddelerinin yürürlüğe girişi açısından da etkili olacaktır. “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri (A) sınıfı, “Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri en az (B) sınıfı, “Az Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip kişileri çalıştıracaktır/hizmet alacaktır.
İşverenler işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanını bünyelerinde istihdam edebilecekleri gibi, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (O.S.G.B.) Belgesi bulunan kuruluşlardan da hizmet alabileceklerdir. Ancak bu kişilerin istihdam edilmesi ya da bu kişilerden hizmet alınması, açıkça işverenin sorumluluğunu hiçbir şekilde azaltmamaktadır.

İŞVERENLERE GETİRİLEN YÜKÜMLÜLÜKLER
 
a) Genel Yükümlülükler (Md.4)

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu; işverenlere hem risk değerlemesi yapmak/yaptırmak, hem çalışanlara görev verirken iş sağlığı ve güvenliği yönünden uygunluğunu göz önüne almak ve hem de konu ile ilgili her türlü tedbirin ve eğitimin alınmasından; organizasyonun yapılmasına, araç-gereç sağlanmasına ve mevcut durumun iyileştirilmesine kadar çok geniş bir yelpazede sorumluluklar yüklemektedir. İşveren yalnızca bu sorumlulukları üstlenmekle kalmayıp aynı zamanda alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını denetlemek ve uygunsuzlukların giderilmesini de sağlamakla mesuldür. Kanunda açıkça belirtildiği üzere, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır. (Md.4)
Ayrıca işveren çalışanlarını işyerinde karşılaşılabilecek riskler, koruyucu tedbirler, ilk yardım, afetler, olağan dışı durumlar, yangınla mücadele ve tahliye işleri konusunda görevlendirilen kişilerle ilgili olarak bilgilendirmek zorundadır. (Md.16)
 
b) Risklerden Korunma (Md.5)

İşveren işin yürütümü esnasında aşağıdaki korunma politikalarına dikkat etmekle yükümlüdür.
- Risklerden kaçınmak

- Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek

- Risklerle kaynağında mücadele etmek

- İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

- Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

- Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

- Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

- Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek,

- Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

c) İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Personeli ve Koşullar Hakkındaki Yükümlülükleri (Md.6)
 
İşverenler,
- İşyeri hekimi
- İş güvenliği uzmanı
- Gerekli diğer sağlık personelini
görevlendirmek zorundadır. Bu personelleri istihdam edebilecekleri gibi bu hizmetlerin tamamını veya bir kısmını O.S.G.B.’lerden destek alarak yerine getirebilirler.
Görevlendirilen bu kişilerin görevlerini yerine getirebilmeleri amacıyla gereken zaman, mekân, araç-gerecin sağlanması; sağlık ve güvenlik hizmetlerini yerine getirenler arasında işbirliği ve koordinasyonun oluşturulması, bu kişilere iş sağlığı ve güvenliğini etkileyen veya etkilemesi muhtemel olan konularla ilgili bilgi verilmesi de işverenin sorumluluğundadır.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları; görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili olarak alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirilecek, bunlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından düzeltilmemesi halinde Bakanlığın yetkili birimine bilgi verecektir. (Md.8)
Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, bu hizmetlerinden yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı hizmet sundukları işverene karşı sorumludurlar.
Ancak çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınacaktır. (Md.8)
İşveren eğer tam süreli işyeri hekimi görevlendiriyor ise diğer sağlık personelini görevlendirmek zorunda değildir.

KÜÇÜK İŞLETMELERE BAKANLIK TARAFINDAN SAĞLANACAK DESTEKLER

İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için işverenin üstleneceği giderlerin; 10 kişiden az çalışanı bulunan, “Tehlikeli” ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işyerleri için S.G.K.tarafından (destek olunacak kısım ve desteğin ödenme şeklinin daha sonra tespit edileceği belirtilerek) finanse edileceği Kanunda öngörülmüş, ayrıca “Az Tehlikeli” sınıfta yer alan ve yine 10 kişiden az çalışanı bulunan işyerleri için de Bakanlar Kurulu kararıyla destek sağlanabileceği maddesine yer verilmiştir.
Destekten faydalanan işyerlerinde çalıştırdığı kişilerden sigortaya bildirmediği bulunanların tespit edildiği işverenlerden verilen destekler yasal faizi ile birlikte geri alınacak ve bu işverenler destekten üç yıl süre ile yararlanamayacaktır. (Md.7)

RİSK DEĞERLENDİRMESİ, KONTROL, ÖLÇÜM ve ARAŞTIRMA

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirme yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Bu değerlendirme yapılırken;
- Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu,

- Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi,

- İşyerinin tertip ve düzeni dikkate alınır.
Bu değerlendirme ile koruyucu ekipman ve donanımlar da belirlenmeli, uygulanacak tedbirler işyerinin her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.(Md.10)

İŞ KAZASI ve MESLEK HASTALIKLARININ BİLDİRİMİ

İşveren, iş kazası ve meslek hastalıklarının kaydını tutarak bunlara ait raporları düzenlemek zorundadır. Ayrıca yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyerinin ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya yol açma potansiyeli bulunan olayları da inceleyerek bunlarla ilgili raporları da düzenlemelidir.
İş kazalarının kazadan sonraki üç işgünü içerisinde, meslek hastalıklarının ise işverene bildirildiği tarihten itibaren yine üç işgünü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi zorunludur.

SAĞLIK GÖZETİMİ ve ÇALIŞANLARIN SAĞLIK MUAYENESİ

İşveren, aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerini yaptırmak zorundadır.
- İşe girişlerde,
- İş değişikliklerinde,

- İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde çalışanın talep etmesi halinde

- İşyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen aralıklarda.
Ayrıca “Tehlikeli” ve “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan işletmelerde çalışacak olan kişilerin, yapacakları işe uygun olduklarını gösteren sağlık raporları olmadan işe başlatılmaları yasaktır. İşveren, yapmış oldukları tüm bu sağlık ve güvenlik harcamalarından hiçbirini çalışana yansıtamaz. (Md.15)

İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİ

İşveren, çalışanlarına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldırmak zorundadır. Eğitimler işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliklerinde, iş ekipmanları değiştiğinde veya yeni bir teknoloji uygulandığında verilir. Eğitimler sadece gerektiğinde değil, düzenli aralıklarla da tekrarlanır.
Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenler çalıştırılamayacağı gibi “Çalışan Temsilcisi” olarak kişi ya da kişiler olarak eğitilir. Bunun yanında iş kazası veya meslek hastalığı geçiren kişilere işe başlamadan önce bu konularla ilgili ilave eğitim verilmesi, ayrıca herhangi bir sebeple altı aydan uzun süre işten uzak kalanlara da yenileme eğitimi verilmesi zorunludur.
Bu eğitimlerin maliyeti çalışana yansıtılamayacağı gibi, eğitimde geçen süreler çalışma süresinden sayılır. Eğitim süresi işçinin normal çalışma süresini aşıyorsa bu durumda kalan kısım fazla çalışma olarak değerlendirilir.
 
ÇALIŞAN TEMSİLCİSİ

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun getirdiği en önemli yeniliklerden biri, işyerlerinde “Çalışan Temsilcisi” seçilmesi veya (seçimle belirlenemediği durumda) işveren tarafından atanmasıdır.
- 2 – 50 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde bir,

- 51 – 100 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde iki,

- 101 – 500 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde üç,

- 501 – 1000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde dört,

- 1001 – 2000 arasında çalışanı bulunan işyerlerinde beş,

- 2001 ve üzerinde çalışanı bulunan işyerlerinde altı
Çalışan temsilcisi belirlenmek zorundadır. Birden fazla çalışan temsilcisinin olduğu hallerde, temsilcilerin arasında yapılacak bir seçimle bir “Baş Temsilci” belirlenir.
Çalışan temsilcileri, tehlike kaynağının yok edilmesi veya tehlikeden kaynaklanan riskin azaltılması için işverene öneride bulunma ve gerekli tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir. Çalışan temsilcilerinin veya destek elemanlarının hakları kısıtlanamaz ve görevlerini yerine getirebilmeleri için gereken imkanlar işveren tarafından kendilerine sağlanmak zorundadır. (Md.20) Çalışan temsilcisi, görevini destek elemanı ile birlikte yürütür.
Destek elemanı; Kanunda “asli görevinin yanında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilkyardım ve benzeri konularda özel olarak görevlendirilmiş uygun donanım ve yeterli eğitime sahip kişi” olarak tarif edilmektedir. (Md.3)
İşyerinde sendika bulunması halinde, sendika temsilcisi çalışan temsilcisi olarak da görev yapar.
 

İşveren, görüş alma ve katılımın sağlanması konusunda çalışanlara, iki veya daha fazla çalışan temsilcisinin bulunduğu işyerlerinde de sendika ya da çalışan temsilcisine iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda görüşlerini alarak teklif getirme hakkı tanır ve bu konulardaki görüşmelerde yer almalarını, katılımlarını sağlar. Bunun yanında yeni teknolojilerin uygulanması, seçilecek iş ekipmanı, çalışma ortamı ve şartlarının çalışanların sağlık ve güvenliğine etkisi konularında görüşlerini alır. (Md.18)
İşveren ayrıca çalışan temsilcileri ve destek elemanlarının aşağıdaki konularda önceden görüşlerinin alınmasını sağlamalıdır.
- İşyerinden görevlendirilecek veya dışarıdan hizmet alınacak işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer personel ile ilk yardım, yangınla mücadele ve tahliye konuları
- Risk değerlendirmesi yapılarak alınması gereken koruyucu ve önleyici tedbirlerin, kullanılması gereken koruyucu donanım ve ekipmanın belirlenmesi

- Sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve koruyucu hizmetlerin yürütülmesi

- Çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitimlerinin planlanması

ELLİ ve DAHA FAZLA ÇALIŞANI BULUNAN İŞYERLERİ

Elli ve daha fazla çalışanı bulunan ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere bir kurul oluşturmak zorundadır. İşveren bu kurulun kararlarını uygular. (Md.22)

ASIL İŞVEREN – ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ BULUNAN HALLER

Kanun koyucu, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu halleri özel olarak düzenlemiş, bir nev’i asıl işveren ve alt işvereni bir tek işyeri gibi değerlendirerek iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturma sınırı olan elli kişilik çalışan sayısını bu iki işverenin toplamı üzerinden belirlemiştir. (Md.22) Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
a) Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda işbirliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanacaktır.
b) Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren koordinasyonu sağlamak üzere vekaleten yetkili bir temsilci atayacaktır.
c) Asıl işverenin işyerinde kurul oluşturması gerekmiyorsa, bu durumda asıl işveren alt işverenin oluşturduğu kurula vekaleten yetkili bir temsilci atayacaktır.
d) Kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren ve asıl işverenin çalışan sayılarının toplamı elliden fazla ise, bu durumda koordinasyonu asıl işverenin yapması kaydıyla asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturulur.
e) Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması halinde ise işverenler birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirmek zorundadır.

İŞ MERKEZLERİ, İŞ HANLARI, SANAYİ BÖLGELERİ VB.YERLER


Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, İşhanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde iş sağlığı ve güvenliği konusundaki koordinasyon yönetim tarafından sağlanır. Yönetim, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden diğer işyerlerini etkileyebilecek tehlikeler hususunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyarır; uymayanları ise Bakanlığa bildirir. (Md.23)
 
İŞİN DURDURULMASI

İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yönetim ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek olan riskin etkileyebileceği alan ve çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur.
Ayrıca “Çok Tehlikeli” sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılmamış olması halinde iş durdurulur.
İş sağlığı ve güvenliği konusunda teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan bir heyet, yetkili bir iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeler, yaparak tespit tarihinden itibaren iki iş günü içerisinde (eğer tespit edilen husus acil müdahaleyi gerektiriyorsa heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak üzere hemen) işi durdurabilir. İşveren, bu duruma karşı altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesinde karara itiraz edebilir. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Mahkemenin kararı kesindir.
İşin durdurulması sebebiyle işsiz kalan işçilere, çalışılmış gibi sayılarak ücretleri ödenir ya da (ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere) başka bir iş gösterilebilir.(Md.25) 

ACİL DURUM PLANLARI, YANGINLA MÜCADELE, İLK YARDIM, TAHLİYE

İşveren; işyerinin büyüklüğü, taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı gibi faktörleri dikkate alarak önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım vb.konularda uygun donanıma ve bilgiye sahip yeterli sayıda kişi görevlendirmek, araç-gereçleri sağlamak, tatbikatları yaptırmak ve ekiplerin her zaman hazır bulunmasını sağlamak zorundadır. Özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında işyeri dışındaki kuruluşlarla irtibatı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. (Md.11)
Ayrıca işveren Kanunda belirtildiği şekli ile “ciddi, yakın ve önlenemeyen” bir tehlikenin meydana gelmesi durumunda çalışanların işlerini bırakarak derhal güvenli bir yere gidebilmeleri için önceden gerekli düzenlemeleri yapmış ve çalışanları gerekli talimatları vermiş olmak zorundadır. (Md.12)

ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKI

Çalışanlar ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya iseler eğer işyerinde varsa iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurarak durumun tespitini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilirler. Kurul acilen toplanır; kurul yoksa işveren derhal karar vermek zorundadır. Durum tutanakla tespit edilerek çalışana ve çalışan temsilcisine yazı ile bildirir.
Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi halinde, çalışan gerekli önlemler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışmaktan kaçındığı dönemlerdeki ücretleri, kanundan ve iş sözleşmesinden doğan hakları saklıdır. Ayrıca iş sözleşmesi ile çalışanlar talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda iş sözleşmelerini tek taraflı olarak feshedebilirler. (Md.13) 

ÇALIŞANLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Kanun’un çalışanların yükümlülüklerinde büyük sorumluluğa gitmeyerek genel dikkat ve farkındalık çerçevesinde hareket ettiği açıktır; ilgili madde hükümlerine göre çalışanın bu konudaki yükümlülükleri genel olarak kendisine sağlanan güvenlik malzemelerini doğru kullanmak ve korumak, işyeri ekipmanı yahut alınan tedbirlerde bir eksiklik gördüğünde derhal işverene veya çalışan temsilcisine haber vermek, işyerindeki makine, araç-gereç vb.ekipmanı uygun şekilde kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak veya değiştirmemek, kendi görev alanında iş sağlığı ve güveninin sağlanabilmesi için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak gibi maddelerden oluşmaktadır.

KANUNUN YÜRÜRLÜK TARİHİ

Yukarıda sayılanlar ışığında; iş sağlığı ve güvenliğine oldukça kesin belirlenmiş bir çerçeve oluşturan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun genel yürürlük maddeleri aşağıda sıralanmıştır.
a) İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, diğer sağlık personeli görevlendirilmesine ilişkin maddeler ile küçük işletmeler için devletçe sağlanacak desteklere ait düzenlemeler;
- Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra (01.07.2014 tarihinde)

- 50’den az çalışanı olup tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra (01.07.2013 tarihinde)

- Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra (01.01.2013 tarihinde)

yürürlüğe girecektir.
b) İşyerlerinin bu Kanuna göre tehlike sınıflarının belirlenmesi, 6331 sayılı Kanun’un yayımlandığı tarih itibariyle yürürlüğe girmiştir. (30.06.2012)

MEVCUT SAĞLIK RAPORLARI


Çalışanlar için daha önce alınmış olan periyodik sağlık raporları, bu raporların süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. (Gçc.Md.3)

GÜVENLİK RAPORU veya BÜYÜK KAZA ÖNLEME POLİTİKASI BELGESİ

İşletmeye başlanmadan önce, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için; işyerlerinin büyüklüğüne göre büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu işveren tarafından hazırlanır. Güvenlik raporu hazırlamak zorunda olan işverenler; ancak hazırladıkları raporlar Bakanlıkça içerik ve yeterlilik olarak incelenmesinden sonra işyerlerini açabilirler. (Md.30)

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELERİ KULLANMA YASAĞI

İşyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek; işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır. İşveren, işyeri eklentilerinden sayılan kısımlarda ne zaman, hangi hallerde ve ne gibi şartlarda alkol alınabileceğini belirlemeye yetkilidir.
İşleri gereği alkollü içki içmek zorunda olanlar (alkollü içki üretilen işyerlerinde üretimi denetlemekle görevli olanlar, işi gereği müşterilerle birlikte alkollü içki içmek zorunda olanlar) bu maddenin dışında tutulmuştur. (Md.28)

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI GÖREVLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve (A) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı çalıştırması gereken işyerleri için, bu işyerlerinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesiyle yerine getirilmiş sayılır.
Tehlikeli sınıfta yer alan ve (B) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanı çalıştırması gereken işyerleri için, bu işyerlerinde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle (C) sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesiyle yerine getirilmiş sayılır.(Gçc.Md.4)

UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun dikkat çekici yönlerinden biri de uygulanacak idari para cezalarının ağırlığı ile, mevzuata aykırılığın devam ettiği her ay için cezai müeyyidenin birer kat artırılmasıdır. Bu durumda örneğin görevlendirilmesi gerektiği halde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı görevlendirilmediği takdirde aykırılığın devam ettiği her ay için aynı idari para cezası tutarı devam etmekte, üç aylık bir ihlalin neticesinde üç kat cezai müeyyide uygulanmış olmaktadır.
Her ne kadar henüz konu ile ilgili yönetmelik yayımlanmamış olsa da ekli tabloda 6331 sayılı Kanun içerisinde yer alan idari para cezaları ve cezaları doğuran usulsüzlükler verilmiştir.

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU’NA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI
Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi çalışmalarının yapılmaması (Md.4/1-a)
Her bir yükümlülük için ayrı ayrı 2.000,00 T.L.
İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığının izlenmesi, denetlenmesi ve uygunsuzlukların giderilmesi (Md.4/1-b)
Her bir yükümlülük için ayrı ayrı 2.000,00 T.L.
İş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmemesi (Md.6/1-a) Görevlendirilmeyen her bir kişi için 5.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
Diğer sağlık personeli görevlendirilmemesi (Md.6/1-a) Görevlendirilmeyen personel için 2.500,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
Görevlendirilen kişi veya hizmet alınan kuruluşların görevlerini yerine getirebilmeleri için araç, gereç, zaman ve mekan gibi ihtiyaçların karşılanmaması (Md.6/1-b)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmeti yürütenler arasında koordinasyonun sağlanmaması (Md.6/1-c)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
Görevlendirilen kişi veya hizmet alınan kurum ve kuruluşlar tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uygun olan ve yazılı olarak bildirilmiş tedbirlerin yerine getirilmemesi (Md.6/1-ç) Yerine getirilmeyen her bir tedbir için ayrı ayrı 1.000,00 T.L.
Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında görevlendirilen kişilerin ya da hizmet alınan kurum ve kuruluşların bilgilendirilmemesi; başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen işçilerin ve bunların işverenlerin bilgilendirilmemesi (Md.6/1-d)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İşyeri hekimi ve iş güvenl.uzmanlarının hak ve yetkilerinin kısıtlanması (Md.8/1)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda, işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurulmaması ve haftalık çalışma saatinin dikkate alınmaması (Md.8/6)
Her bir ihlal için ayrı ayrı 1.500,00 TL.
İş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapılmaması/yaptırılmaması (Md.10/1) 3.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için 4.500,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmaması (Md.10/4)
1.500,00 T.L.
Acil durum planları, yangınla mücadele ve ilk yardım hususlarında gerekli tedbirlerin alınmaması (Md.11) Uyulmayan her bir yükümlülük için 1.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
İşyerinde meydana gelebilecek tehlikeli durumlarda tahliye prosedürlerinin oluşturulmaması (Md.12) Uyulmayan her bir yükümlülük için 1.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
İş kazaları ve meslek hastalıklarının kaydının tutularak incelemelerin yapılmaması ve bunlarla ilgili raporların düzenlenmemiş olması, işyerinde meydana gelen; ancak yaralanma veya ölümün olmadığı ve işyerinin/ekipmanın zarara uğramasına yol açan veya açabilecek olayların incelenerek raporlanmamış olması (Md.14/1)
Her bir yükümlülük için ayrı ayrı 1.500,00 T.L.
İş kazalarının ve meslek hastalıklarının üç iş günü içinde bildirilmemesi (Md.14/2)
2.000,00 T.L.
İş kazalarının ve tanısı konulan meslek hastalıklarının on gün içinde SGK.’ya bildirilmemesi (Md.14/4) Yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına 2.000,00 T.L.
Çalışanların sağlık muayenelerinin yaptırılmamış olması (işe girişlerde, iş değişikliklerinde, periyodik aralıklarla vb.) (Md.15/1) Sağlık gözetimine tabi tutulmayan her bir işçi için 1.000,00 T.L.
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için, işçilerin bu işe uygunluklarını gösteren rapor olmadan işe başlatılmış olması (Md.15/2) Sağlık raporu alınmayan her çalışan için 1.000,00 T.L.
Çalışanların işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu önlemler, ilk yardım vb.konularda görevli kişiler konusunda bilgilendirilmemiş olması (Md.16) Bilgilendirilmeyen her bir çalışan için 1.000,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin aldırılmaması, tekrarlanması gereken durumlarda tekrarlanmaması (Md.17/1)
Her bir çalışan için 1.000,00 T.L.
Eğitimin maliyetinin çalışanlara yansıtılması, eğitimlerde geçen sürelerin çalışma süresinden sayılmaması (Md.17/7)
Her bir çalışan için 1.000,00 T.L.
Çalışan temsilcilerinin görüşlerinin alınmaması ve katılımlarının sağlanmamış olması (Md.18)
Her bir aykırılık için ayrı ayrı 1.000,00 T.L.
Çalışan temsilcisi atannmaması veya çalışan temsilcisi ve destek elemanının haklarının kısıtlanması, gerekli imkanların sağlanmamış olması (Md.20/1-20/4)
1.000,00 T.L.
Çalışan temsilcisinin tehlike kaynağının yok edilmesi veya riskin azaltılması için öneride bulunduğu konularda tedbir almamak (Md.20/3)
1.500,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kurulması gerektiği halde kurulmaması (Md.22)
Her bir aykırılık için ayrı ayrı 2.000,00 T.L.
Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezi, iş hanı, sanayi bölgesi veya sanayi sitesi gibi yerlerde iş sağlığı ve güvenliği uyarılarına uymayan işyerlerini Bakanlığa bildirmeyen yönetim için (Md.23/2)
5.000,00 T.L.
İş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme, araştırma yapılmasına ve numune alınmasına; eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kontrol ve denetim yapmasına engel olan işverenler (Md.24/2)
5.000,00 T.L.
İş durdurma kararı alınmış olmasına rağmen işi yönetmelikte belirtin şartları yerine getirmeden devam ettiren işverene fiil başka bir suç oluştursa dahi (Md.25)
10.000,00 T.L.
İşin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerinin ödenmemesi (veya ücretinde düşüklük olmamak üzere başka bir iş gösterilmemesi) (Md.25/6) İhlale uğrayan her bir çalışan için 1.000,00 T.L., aykırılığın devam ettiği her ay için aynı miktar
Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinde, büyük kaza önleme politika belgesi hazırlamayan işverene (Md.29)
50.000,00 T.L.
Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinde, güvenlik raporunu hazırlayıp Bakanlığın değerlendirmesine sunmadan işyerini faaliyete geçiren, işletilmesine Bakanlıkça izin verilmeyen işyerini açan veya durdurulan işyerinde faaliyete devam eden işverene (Md.29)
80.000,00 T.L.
Bakanlıkça bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliklere aykırı davranan işverene (Md.30) Uyulmayan her hüküm için tespit edildiği tarihten itibaren aylık 1.000,00 T.L.

10 Ağustos 2013 Cumartesi

YENİ GELİR VERGİSİ KANUNU TASLAĞINA GÖRE GAYRİMENKUL SATIŞLARININ VERGİLENDİRİLMESİ


GAYRİMENKUL satışlarının vergilendirilmesinde, çember iyice daralıyor. Yeni Gelir Vergisi tasarısına göre; evi, yazlığı, dükkanı, bürosu, mağazası, arsası veya arazisi olanlar, bunları 15 yıl hatta 30 yıl sonra satsalar dahi, gelir vergisi ödeyecekler. Şirketlerle ilgili istisna da daraltılıyor.
Dün yazdığımız gibi, miras kalan veya bağışlanan gayrimenkulü satanlar da gelir vergisi ödeyecekler. Özet olarak, gayrimenkulünü satan herkes (olayın tek istisnası hariç) vergi ödeyecek.

KİM ÖDEMEYECEK?


Önce, “olayın tek istisnası” dediğimiz uygulamayı açıklayalım, sonra da ödeyecek olanları..
Bir başka konut almak amacıyla, sahip olunan tek konutun elden çıkarılmasından doğan kazançlar için gelir vergisi ödenmeyecek.
Ancak, bu avantajdan yararlanabilmek için;
- Konutunu satan kişinin, (hisseli dahi olsa), “birden fazla konutunun” olmaması,
- Satılacak konutun “en az bir tam yıl” satıcının mülkiyetinde bulunması,
- Satıldığı tarihten itibaren, “en geç bir tam yıl içinde” yeni konutun alınması, gerekiyor.
GAYRİMENKUL SATIŞ KAZANCI


A- Mevcut Uygulama:
Mevcut uygulamaya göre, gayrimenkullerin edinme tarihinden itibaren “beş yıl” içinde elden çıkartılmasından sağlanan kazancın tamamı, “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi tutuluyordu. Bu süre geçtikten sonra, elde edilen kazancın tutarı ne olursa olsun, gelir vergisine tabi tutulmuyor.
B- Yeni Gelir Vergisi Kanunu Tasarısına Göre:
Olay değişiyor ve “beş yıllık süre geçse dahi” elde edilen kazanç, gelir vergisine tabi tutuluyor.
Buna göre, gayrimenkullerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların;
1- İki tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 20’si,
2- Üç tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 40’ı,
3- Dört tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 60’ı,
4- Beş tam yıldan fazla süreyle elde tutulanlardan elde edilen gelirlerin yüzde 80’i,
gelir vergisinden müstesna tutulacak.  
Kalan tutar üzerinden, “yüzde 15-35 arasında” gelir vergisi alınacak.
HASILAT PAYLAŞIMINA VERGİ


Kat karşılığı inşaat işleri de dahil, başkasına yaptırılan inşaatlarda, hasılatın müteahhit ile paylaşılmasının ya da satış aşamasında müteahhide ait satış organizasyonunun kullanılmasının kararlaştırılmış olması, faaliyetin arsa sahibi yönünden de “ticari faaliyet” olduğunu gösterecek.
Mevcut uygulamada, arsanın beş yıllık süre geçtikten sonra “hasılat paylaşımı” şeklinde müteahhide verilmesi olayında, elde edilen gelir arsa sahibi açısından gelir vergisine tabi tutulmuyordu.
ARSA KARŞILIĞINDA DAİRE


Alınan daireler, ne zaman satılırsa satılsın “ticari kazanç” olarak nitelendirilerek gelir vergisine tabi olacak.
Ancak bazı durumlarda, arsa sahibine kalan taşınmazların brüt kapalı alanları toplamının belli bir metrekareyi aşmaması ve 3 yıl içinde herhangi bir taşınmaz satışı yapılmaması durumunda, “değer artışı kazancı” hükümlerine göre vergilendirme yoluna gidilecek.
MİRAS KALAN GAYRİMENKUL


Dünkü yazımızda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, “miras kalan veya bağış yolu ile edinilen gayrimenkuller”, satıldığında veya kat karşılığı müteahhide verilip, alınan bağımsız bölümler elden çıkartıldığında, gelir vergisine tabi tutulacak. Mevcut uygulamada, bu satışlar gelir vergisine tabi tutulmuyordu.
Şirketlerin gayrimenkul satışı


A- Mevcut Uygulama:
Kurumların, “en az iki tam yıl süreyle” aktiflerinde yer alan gayrimenkullerin satışından doğan kazancın, yüzde 75’lik kısmı kurumlar vergisinden müstesna tutuluyor.
ÖRNEK: 2009 yılında 800 bin liraya alınan binanın, 2013 yılında 1 milyon 800 bin liraya satılması durumunda, bundan doğan 1 milyon lira kazancın, 250 bin liralık kısmı üzerinden kurumlar vergisi ödeniyor.
Bu istisnadan yararlanabilmek için satıştan doğan kazancın, satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar, pasifte “özel bir fon”  hesabında tutulması gerekiyor (Ayrıntılı bilgi için Bkz. KVK. Md.5/e)
B- Yeni Tasarı:
Kurumların, aktiflerindeki gayrimenkullerin;
1- İki tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 20’si,
2- Üç tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 40’ı
3- Dört tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 60’ı
4- Beş tam yıldan sonra satışından doğan kazançların yüzde 80’i,
kurumlar vergisinden müstesna olacak.
Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanacak.
Satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar, pasifte “özel bir fon hesabında” tutulacak. Satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılı sonuna kadar, tahsil edilmesi gerekiyor.

19 Temmuz 2013 Cuma


2011 Yılında Metro Ve Migros’tan Mal Alan Şirketlerden 2011 Yılı 10 Milyon TL’yi Aşan Şirketler 01.09.2013 Tarihinden İtibaren E-Fatura Kullanmak Zorunda Kalacak

421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile E-FATURA yaygınlaştırmaya başlanmıştır.
Bilindiği gibi Maliye Bakanlığı E-Fatura uygulamasına 397 Nolu VUK Tebliği ile başlamış bulunmaktadır. Bu bağlamda Maliye Bakanlığı www.efatura.gov.tr portalı ile de bu uygulamalarını yürütmektedir.
397 Sıra Nolu Tebliğ ile VUK 232 Maddesine göre FATURA düzenlemek zorunda kalanlara Elektronik Fatura (E-Fatura) düzenleme zorunluluğu getirilmiştir.
Ancak 421 Nolu VUK Tebliği ile Elektronik Fatura (E-FATURA) DÜZENLE zorunluluğu olan mükellefler genişletilmiştir.
Tebliğe göre Elektronik Fatura (E-FATURA) KULLANMAK ZORUNDA OLANLAR;
1-5015 Sayılı Petrol Piyasası kapsamında Madeni Yağ Lisansına sahip olanlar ile bunlardan MAL alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibari ile ( 2011 yılı Brüt Satışları) 25 Milyon TL Brüt Satış hasılatına sahip anlar,
2-4760 Syaılı ÖTV Kanununa göre III Sayılı Listedeki Malları imal, inşa veya İTHAL EDENLER ile bunlardan 2011 Yılında mal alan mükellefler 31.12.2011 tarihi itibari ile (2011 Brüt Satışları) 10 Milyon TL Brüt satış hasılatına sahip olan mükellefler,
3- 421 Nolu Tebliğ veya 397 Nolu Tebliğ Kapsamında E-FATURA DÜZENLEYEN Mükellefler,
Yukarıda sayılan mükellefler birbirlerine yapacakları mal teslimi veya hizmet ifasında bulunmaları halinde E-FATURA (Elektronik Fatura) düzenlemek ZORUNDADIRLAR.
Yukarıdaki sayılanların kapsama giren şirketler;
1) Elektronik Fatura Sistemine 01.09.2013 tarihinden itibaren geçeceklerdir.
2) Ayrıca bu mükellefler 2014 yılından itibaren de Elektronik Defter Kullanmak zorundadırlar.
ÖNEMLİ UYARI: Yukarıda bahsedilen kapsama giren mükelleflerin listesi www.efatura.gov.tr portalında tek tek sayılmıştır. Bu nedenle Bu şirketlerden 2011 yılında mal satın alan şirketler de Elektronik Fatura (E-Fatura) kapsamına girmektedir.
Örneğin 2011 Yılında şirketiniz METRO A.Ş. veya MİGROS A.Ş.’tan herhangi bir mal (Örneğin Ciklet bile satın alsanız) satın aldıysanız ve 2011 BRÜT SATIŞLARINIZ 10 MİLYON TL’yi aşıyorsa tebliğ kapsamıda ELEKTRONİK FATURA KULLANMA ZORUNLULUĞUNUZ VARDIR.
Tebliğ yazımında kapsamın bu kadar geniş olduğu ya unutuldu ya da Maliye Bakanlığı Kapsamı SİSTEMİ hızlı bir şekilde yaygınlaştırmak istiyor diye düşünebilirsiniz.
Bize göre sistemin yeni olması ve bir çok mükellef grubunu kapsama alma ihtiyacı olsa da kademeli bir geçişi öngörülmelidir. Aksi halde Türkiye Genelinde MİGROS veya METRO gibi şirketlerden alışveriş yapmayan firma neredeyse yok gibidir. Maliye Bakanlığı’nca bu konuda ACİLEN bir açıklama yapılmasına ihtiyaç vardır.
TÜM MÜKELLEFLERE ve MESLEK Camiamıza DUYRULUR.
 
E-FATURA HAKKINDA HATIRLATMALAR

421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne (Tebliğe ulaşmak için tıklayınız) göre 2013 takvim yılı sonuna kadar e-fatura uygulamasına zorunlu olarak dahil olacak mükellefler için son başvuru tarihi 01/09/2013’tür.
 421 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında;
 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar (Listeye ulaşmak için tıklayınız) ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına (ciro) sahip olanlar ile,
 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler (Listeye ulaşmak için tıklayınız) ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına (ciro) sahip olanlar,
   01/09/2013 tarihine kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na yazılı olarak başvurmak ve 31/12/2013 tarihine kadar e-Fatura uygulamasına geçmek zorundadır (Başvuru hakkında detaylı bilgi içintıklayınız).
   Söz konusu mükelleflerden 2011 takvim yılı içinde mal alışı yapanlar, satın aldıkları malın türüne, fiyatına, miktarına veya herhangi bir özelliğine bakılmaksızın 2011 yılı gelir tablolarındaki brüt satış hasılatı rakamları madeni yağ lisansına sahip olanlardan mal alım yapanlar için 25 Milyon TL, ÖTV Kanunu’na ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerden mal alım yapanlar için 10 Milyon TL veya daha yüksek ise elektronik fatura uygulamasına dahil

16 Temmuz 2013 Salı

MALİ TATİL

Mali Tatil Hangi Tarihlerde Uygulanacaktır;
Mali Tatilin,  Kanunun 1. maddesinin 1. bendi gereği her yıl 01 Temmuz – 20 Temmuz (20’si dahil) arasında uygulanması karar altına alınmıştır. Haziran ayının son gününün tatil gününe rastlaması halinde, (2013 Yılı için böyle bir durum söz konusudur. 30.06.2013 tarihi Pazar gününe denk gelmektedir.)  mali tatil Temmuz ayının ilk iş gününden sonraki gün başlar.  30 Haziran 2013 tarihinin Pazar gününe denk gelmesi nedeniyle; Mali Tatil Başlangıcı 02 Temmuz 2013 – Salı günü olacaktır
2013 Yılı Mali Tatili 02 Temmuz 2013 – Salı Günü başlayıp,  22 Temmuz 2013 – Pazartesi günü akşamı sona erecektir.
2013-Mayıs Ayına ait Ba-Bs bildirimlerinin son verilme tarihi 02.07.2013 Salı günüdür.

Mali Tatile Rastlayan Yükümlülükler Ne Şekilde Uygulanacaktır;
Aşağıda sayılan  ve son günü Mali tatile rastlayan işlemler ve yükümlülükler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılacaktır.
1-     Beyana dayalı tarhiyatta, Kanuni süresinde verilmesi gereken beyannameler, (Muhtasar, KDV, Damga (Sürekli-Süreksiz) beyannameleri)
2-     İkmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda, vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi
3-     Vergi ve kesilen cezalara karşı talep edilecek uzlaşma ve ceza indirim taleplerine ilişkin başvuru süreleri,  İkmale Re’sen veya idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükellefin uzlaşma talep etme veya cezada indirim istemesi vergi/ceza ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren 30 gündür. Süre sonunun Mali Tatile rastlaması halinde Bu süre de yine 27.07…. tarihine uzayacaktır. Uzlaşma sonucu ödenmesi gereken  tutarların  Mali Tatil dönemine denk gelmesi halinde, ödeme süresi mali tatilin sona erdiği 20.07... tarihinden itibaren 7 gün sonrası yani   27.07…. olacaktır.
4-     Devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin sürelerde
Mali Tatile Rastlayan Muhasebe Kayıt Süreleri Ne şekilde Uygulanacaktır;
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken Muhasebe kayıt
Süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri mali tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar
Örnek 1 :  Mükellef (F)’nin, 5 Temmuz 2013 tarihinde yaptığı satışa ilişkin olarak düzenlediği
aynı tarihli faturasını defterlerine kaydetme süresi (muamelelerin muhasebe fişi
kullanılmadan doğrudan defterlere kaydedildiği durumda), söz konusu faturanın
düzenlenme tarihinden itibaren 10 gün olup, bu süre 15 Temmuz 2013 tarihinde
sona erecektir.  Ancak, söz konusu sürenin mali tatile rastlayan 10 günlük kısmı
işlememiş sayılacağından, defterlere kaydetme süresi 31 Temmuz 2013 tarihinde
(bu tarih dahil) sona erecektir.

Mali Tatil Süresince İnceleme Yapılabilir mi ;
Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz.

Mali Tatil Süresince Mükellefe Vergi ve Cezaların bildirimi;
Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, malî tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar.







Hangi Yükümlülükler için Mali Tatil UYGULANMAYACAKTIR
Gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak malî tatil uygulanmayacaktır. İthalde alınan K.D.V. Emlak Vergisi, Çevre Temizlik Vergisi, Kaynak Kullanımı Destekleme fonuna ilişkin bildirim ve ödemeler hakkında Mali Tatil hükümleri uygulanmayacak olup, sayılan bildirim ve ödemeler her zaman olduğu gibi kanuni süresinde yapılacaktır.
Mali Tatil Nedeniyle Uzayan Beyannamelerin Ödeme Süresi de Uzayacaktır.
Beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden itibaren üçüncü günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır.

Mali Tatil Nedeniyle Ödeme Süresi UZAMAYACAK YÜKÜMLÜLÜKLER;
1-     Özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi ile şans
oyunları vergisine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerin verilme ve ödeme
süreleri, ((Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.12.2011 tarihli ve Esas
No:2009/2636, Karar No:2011/9721 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.) Danıştay’ın iptal kararı sonrası sayılan beyannamelerin verilmesi ve ödemelerinin yapılması da  Mali Tatil Kanunu kapsamında uzatılmıştır.
2-     İcra yoluyla yapılan satışlarda katma değer vergisi uygulamasına yönelik (5) No.lu Katma
Değer Vergisi Beyannamesinin verilme ve ödeme süresi,
3-     Sürekli beyanname vermek zorunda olanlar dışındaki resmi kuruluşlar tarafından müzayede mahallerindeki satışlar dolayısıyla tahsil edilen katma değer vergisinin, 15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/3) bölümünde belirtilen ödeme süresi,
4-     1512 sayılı Noterlik Kanununun 118 inci maddesine göre noterler tarafından tahsil edilen
damga vergisi ve harç bedellerinin anılan Kanunun 119 uncu maddesi uyarınca ilgili vergi
dairesine bildirilmesine ilişkin olarak verilecek beyannameler ile süreksiz yükümlülük
şeklinde değerlendirilen ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre verilen (1), (2) ve (4) No.lu
Beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri,
5- Kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin ödeme süresi. (Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.12.2011 tarihli ve Esas No:2009/2636, Karar No:2011/9721 sayılı kararı ile hukuken yok hükmünde olduğu kararlaştırılmıştır.) Mali tatil kapsamına alınmıştır.

Mali Tatilin Sosyal Güvenlik Uygulamalarına Etkisi;
Malî tatil ilan edilen döneme rastlayan tarihlerde 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve  22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa  göre işverenlerce yapılması gereken, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan  beyan, bildirim ve ödemeler; 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi işverenlerin, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların yapmakla yükümlü olduğu iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler,  1 inci maddede belirtilen süreler kadar ertelenir.
Özet
Ekonomik yönü öne sürülerek, çok kısıtlı bir zamana sıkıştırılıp yasalaşan Mali Tatil, kapsadığı
zaman açısından değerlendirildiğinde, yoğun ve yorucu mesleki iş yükünün arasında dinlenme ve toparlanmaya hiç vakit bulamayan muhasebe mesleğini icra edenlerin taleplerinin yerine getirilmesinde, neredeyse hiçbir etkisi olmamış, sadece adı Mali Tatil olan yeni bir kavram doğurmuştur. Mali Tatil ile getirilen Tatil, gerçek anlamda sadece 3-4 gündür. 3-4 gün’lük tatil için yasa çıkartılmasının ne kadar gerekli olduğu konusu, yorum yapmaya bile değmeyecek niteliktedir. Mali Tatil ile getirilen ve özellikli birkaç istisnanın dışında muhasebe mesleğinin genelini ilgilendiren beyanname ve bildirimlerin verilme süreleri ile ilgili mali tatil öncesi ve sonrası durum incelendiğinde Mali Tatil’in aslında bu haliyle pek bir fayda sağlamadığı da net bir şekilde görülmektedir.

Belirtilen Vergi Beyannameleri ile tahakkuk eden Vergilerin  Ödeme Süreleri Mali Tatil döneminde 31.07.2013 Pazartesi (Normal Dönemde Her Ayın 26’sı) olup, ödemede getirilen erteleme sadece 5 gündür, S.S.K. primlerinin ödeme tarihinde, Mali Tatil ile getirilen bir değişiklik olmamıştır.

Meslek örgütlerinin ve mesleği icra eden tüm kesimlerin, tüm yılın yoğunluğunu, yorgunluğunu, üzerlerinden atmaları, yeni dönemi planlamaları, kendilerine ve ailelerine beyanname ve bildirimler arasına sıkıştırılmış küçük anlar değil daha nitelikli zaman ayırabilmeleri, biraz da kendi muhasebelerini yapabilmeleri  için, Mali Tatilin kesintisiz olarak 1 ay boyunca uygulanması, bu süre içerisindeki  tüm beyanname ve bildirimlerin izleyen ayın bildirimleri ile beraber yapılması ve ödemelerinin de aynı şekilde iki ayı kapsayacak şekilde yapılmasının sağlanması halinde Mali Tatil gerçek anlamını bulacaktır.

Bütçe ve ödemeler dengesi nedeniyle böyle bir uygulamanın yapılması mümkün görünmemektedir.  Muhasebe Meslek camiası da bunun bilincinde ve sorumluluğundadır. Ancak beklenti; her geçen sene Muhasebe Meslek camiasına yüklenen angaryaların artık son bulması ve belli bir planlama dahilinde halen mükerrer olarak istenilen bildirimlerin kaldırılmasıdır. Özellikle Son beş yıla bakıldığında her geçen yıl SGK, Maliye ve diğer devlet kurumları tarafından sürekli ilave bildirimler istenmektedir. Bu bildirimlerin tamamı Muhasebe meslek mensuplarınca hazırlanmaktadır. Zaten var olan iş yükü katlanarak artmaktadır. Bu formlar sadece veri girişi yapılıp kolayca yapılabilen formlar değildir. Sürekli uzatılmak zorunda kalınan beyanname verme süreleri bu iş yükünün en büyük ispatıdır. Mali tatil kavramını anlamlaştırabilmek için ilave getirilen iş yüklerinin azaltılması faydalı ve verimli olacaktır. Beklentide bu yöndedir. Bu beklentinin karşılanması gerekmektedir.

MALİ TATİLDE BEYANNAME TARİHLERİ